Gelenek Sayı 37

TEK KUTUPLU DÜNYA DENGESİNİ KORUYABİLECEK Mİ?

Yeniden şekillenmeye başlayan dünyamızda kapitalizm, iktidar koltuğuna oturmuş bulunuyor. Ancak bu iktidar dikensiz gül bahçesi değil. Tek kutuplu dünya henüz bir denge konumuna ulaşmış olmaktan uzak. Son aylarda yaşanan sorunlar da bunu göstergesi.Sermayenin dünya çapında egemenliğini perçinlemesinin önünde duran en büyük engel olan sosyalist sistem ortadan kalkarken, emperyalist kapitalist sistemin çözmesi gereken sorunlar listesi oldukça kabarık. Yeni dünya düzeninde kapitalist ülkelerin hangisinin nasıl bir paya sahip olacağı bugünkü çekişmelerin ana eksenini oluşturuyor. Sistemler arası çelişkiye göre konumlanan NATO gibi yapılanmaların yeni misyonunun ne olacağından, yeni dünya düzeninin Ortadoğu'ya taşınmasına, eski sosyalist ülkelerin kapitalistleşmesine uzanan bir dolu konuda politika saptamak, emperyalizmin...

” SAĞLIKTA REKABET”, BASINDA CEHALET

"Türkiye'de sağlık sorunlarının gittikçe büyüdüğü, tıp eğitiminin kötüleştiği, üç-beşi dışında hastanelerimizin korkunç yerler olduğu, zenginlerin tedavi için Amerika'ya gittikleri bilinen gerçekler. Oysa Amerikan televizyon dizilerindeki gibi pırıl pırıl hastaneleri Türkiye'de de kurmak mümkün." Düzel Neşe, "Sağlıkta Rekabet", 2 Kasım 1991 tarihli Hürriyet gazetesi, s. 5. Yukarıdaki pasaj bir ortaokul öğrencisinin "sağlık sorunları ve hastanelerimiz" konulu kompozisyon ödevinden alınmadı. Bu dehşetengiz satırlar son bir kaç yılın en "flaş" gazetecilerinden (televizyonculuğunu da unutmamak gerekli) Neşe Düzel'e ait. 2 Kasım 1991 tarihli Hürriyet gazetesinde "Kulislerde neler konuşuluyor" başlıklı köşesinde (bu köşenin ekonomi sayfasında yer aldığını belirtmekte fayda var) "Sağlıkta Rekabet" adlı yazısında Düzel...

OKURLARLA

Gelenek Kitap Dizisi, Kasım'da 6. yılına girmiş oldu. Bu vesileyle İstanbul'da yaptığımız kapalı salon toplantısında dostlarımız ile birlikte olduk. Gecemizde bizimle beraber olan, mesaj yollayan herkese burada bir kez daha teşekkür ediyoruz.Gelenek'in etkin olarak katıldığı isçi partisi programının oluşturulması ve onbeş günlük bir siyasal gazetenin hazırlık çalışmaları olgunluk aşamasına ulaşmış durumda. Yakında somut ürünlerini verecek olan bu çalışmalara sayfalarımızda geniş bir yer vereceğiz.İşçi partisi çalışmalarını önemli bir süre bir koordinasyon kurulu çerçevesinde birlikte yürüttüğümüz dostlarımızla olan ilişkilerimize bundan sonrasında da büyük önem veriyoruz. Koordinasyon Kurulu çalışmalarının kesintiye uğramasına ilişkin küçük bir açıklama bu sayımızda yer alıyor.Cemal Hekimoğlu arkadaşımız 6. yılımıza...

PARTİ ÇALIŞMALARI HAKKINDA

Emek, Gelenek, 10 Eylül Yolu ve bir bölüm bağımsız sosyalistin katılımı ile sürdürülmekte olan İşçi Partisi Yolunda Politika adlı yayın ve yayının ötesinde bir işçi partisinin oluşturulması çalışmaları Ekim ayının sonunda yapılan görüşmelerde ortaya çıkan bazı görüş ayrılıkları nedeniyle sona erdi. Bir yasal parti girişiminin katılımcı unsurlardan herhangi birisinin gündeminden bütünüyle düşemeyeceğini bildiğimiz ve bu süreçte gereksiz tartışmalara yol açmamak için bir Koordinasyon Kurulu merkezinde yürütülen çalışmaların daha fazla sürdürülememesine yolaçan görüş ayrılıklarını burada açıklamak istemiyoruz. Çok genel hatlarıyla, partiye giden yol, nasıl bir parti, nasıl bir program ve nasıl bir takvim konularında ortaya çıkan farklı eğilimlerin İşçi Partisi Yolunda...

ALTINCI YIL …

Altıncı yıla giriyoruz. Şöyle geriye dönüp bakıldığında, tek başına "bağımsız" olarak değerlendirilecek bir "yayın" etkinliğinde çok belirgin bir "başarı"dan sözetmekte güçlük çekiyoruz. Bütün diğer parametrelerden uzakta, "iyi bir teori dergisi çıkaracağız" kaygısının egemen olduğu bir uğraşın altıncı yılından sözediyor olsaydık, belki bugün "önemli bir iş yaptık" biçiminde yazmakta zorlanırdık.Ama, önemli bir iş yaptık. Ve bu kez, yalnızca bu tesbitte bizim yanımızda olanlarla yani yapılanı şu veya bu ölçüde önemli bulanlarla birlikte sesli bir muhasebe yapmakta yarar var. Yapılanlara bir anlam veremeyenlere ve "boşuna" değerlendirmesini yapanlara kendimizi ve perspektifimizi ifade etmeye devam edeceğiz elbette, ama bir defaya mahsus bir ayrım yaparak....

İSTANBUL ARTIK NAZIM’IN İSTANBUL’U DEĞİL

“Te quiero... İşlerimizin yoğunluğundan ne zamandır gece birlikte bir yere çıkamıyorduk. 'Hep iş hep iş... Artık beraber olamıyoruz...' diyordu. 'Hadi Klassis'e dedim...' Şaşırdı... Önce harika bir akşam yemeği yemiş, ardından lobideki bara uğramıştık. Şovlara bayıldı. Latin müziğinin canlı ritminde ise kıpır kıpırdı. Baktım yerinde duramıyor, kolundan tuttuğum gibi piste... Meğer ne kadar güzel dans edermiş. Canım benim. Kulağına eğilip 'Te quiero' dediğimde tatlı tatlı gülümsedi."Bu pespayeliğin ne olduğunu merak etmişsinizdir, söyleyeyim: İstanbul'daki bir eğlence-dinlenme tesisinin reklamı. TÜSİAD eski Başkanı Cem Boyner'in sahipliğini yaptığı ve para ile satılmayıp birtakım "seçkin kişiler"e gönderildiği ileri sürülen bir dergide yayınlanan bir reklam.Şimdi şunu sorabilirsiniz:...

PARTİ İÇİN COŞKU VE GÜVENLE

Yıllardır tartışılıp durulan, yokluğundan şikayet edilen "parti" meselesinde bir eşiğin önündeyiz. Kimi adımların sonuçlarını, ürünleri yakın zamanda herkes görecek. Dolayısıyla ilgili herkes yapılanları, hedeflenenleri somut biçimde, elle tutup gözle görerek değerlendirme fırsatı yakalayacak. Ve elbette bu gözlem ve değerlendirmeler, artık çeşitli dergiler, bu dergilerdeki polemikler, hatta sol dedikodu kulislerinden "kurtulacak". Süreç yakın bir zamanda kendi meşru iletişim, tartışma ve yürüme araçlarına sahip olacak.Dilerim, Gelenek sayfalarında partinin gerekliliği, misyonu vb. üzerine, biz yazmaktan, siz okumaktan, hep birlikte kurtulacağız. Ama bu yazıda da yine güncel gerekliliklerle altını çizmeye ihtiyaç duyduğum kimi saptamaları aktaracağım -belki de tekrarlayacağım... İsterseniz, "son kez olmasını" dileyelim; ben...

ASIL ŞİMDİ YARATICILIK

Türkiye solu, bu kez alışılan kesimlerin dışına taşan bir ölçekte "yasal parti" konusunu gündemine alıyor. Böylelikle bundan yaklaşık 5 yıl önce sınırlı çevrelerde tartışılmaya başlanan "yasal parti"nin, şu anda bir dizi değişik "moment"te ele alınmaya başlandığını görüyoruz.Bu momentlerden birisinde Sosyalist Parti vardır. Kurulma sürecini tamamlamış olan bu parti, maocu çerçeveyi aşabilecek teorik, programatik araçlara sahip olamadığı gibi, bu anlamda yeni bir çerçeveyi gündeme getirebilecek zenginlikte kadrolara da sahip değildir. SP'nin elindeki önemli kimi olanakların bu üç kısıtı aşamayacağının bilincindeki Perinçek, "yasal parti" sorununu daha geniş bir zemine taşımaya, bu zeminin merkezindeki yerini kaybetmemeye özen göstermektedir. Ancak bu kez, bu doğrultuda...

SOLUN İHTİYACI: YENİ BİR MARKSİST EKOL

Türkiye'de solun en önemli güncel görevlerinden birinin yeni bir marksist ekol yaratmak olduğuna inanıyorum.Bu kolay iş değildir. Aynı anda farklı alanlara yayılan çok boyutlu hamleleri gerektirir. Ama, Türkiye sosyalist hareketinin ayakları üstünde dikilmesi ancak bu yöndeki çabalarla mümkün olacaktır.Konuyu zihinlerde oluşabilecek bazı temel soruların yanıtlanması şeklinde ele alıp öyle deşmek istiyorum. Başka deyişle "Türkiye’de yeni bir marksist ekol yaratmanın gerekliliği" dendiğinde, bunun hemen ilk planda çağrıştırabileceği temel sorularla işe başlanabilir.Başlayalım:Önerinin gerekçesi temeli ya da karşılık düşeceği umulan ihtiyaç nedir?"Ekol" sözcüğünden ne kastedilmektedirBu ekol, örneğin "leninist", "devrimci" gibi sıfatlar da varken neden yalnızca "marksist" olarak tanımlanıyor?Neden yeni bir ekol?Bu iş neden...

Sayıdaki Konular

Hoşgeldiniz!

Aşağıdaki hesabınıza giriş yapın

Kayıt Ol!

Kayıt olmak için aşağıdaki bilgileri eksiksiz doldurun.

*Kullanıcı Sözleşmesi'ni ve Gizlilik Politikası'nı okuduğumu, anladığımı ve kabul ettiğimi beyan ederim. Kullanıcı Sözleşmesi ve Gizlilik Politikası.

Şifrenizi geri alın

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi veya okuyucu adınızı giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Oluştur