Gelenek Sayı 37

İSTANBUL ARTIK NAZIM’IN İSTANBUL’U DEĞİL

“Te quiero... İşlerimizin yoğunluğundan ne zamandır gece birlikte bir yere çıkamıyorduk. 'Hep iş hep iş... Artık beraber olamıyoruz...' diyordu. 'Hadi Klassis'e dedim...' Şaşırdı... Önce harika bir akşam yemeği yemiş, ardından lobideki bara uğramıştık. Şovlara bayıldı. Latin müziğinin canlı ritminde ise kıpır kıpırdı. Baktım yerinde duramıyor, kolundan tuttuğum gibi piste... Meğer ne kadar güzel dans edermiş. Canım benim. Kulağına eğilip 'Te quiero' dediğimde tatlı tatlı gülümsedi."Bu pespayeliğin ne olduğunu merak etmişsinizdir, söyleyeyim: İstanbul'daki bir eğlence-dinlenme tesisinin reklamı. TÜSİAD eski Başkanı Cem Boyner'in sahipliğini yaptığı ve para ile satılmayıp birtakım "seçkin kişiler"e gönderildiği ileri sürülen bir dergide yayınlanan bir reklam.Şimdi şunu sorabilirsiniz:...

PARTİ İÇİN COŞKU VE GÜVENLE

Yıllardır tartışılıp durulan, yokluğundan şikayet edilen "parti" meselesinde bir eşiğin önündeyiz. Kimi adımların sonuçlarını, ürünleri yakın zamanda herkes görecek. Dolayısıyla ilgili herkes yapılanları, hedeflenenleri somut biçimde, elle tutup gözle görerek değerlendirme fırsatı yakalayacak. Ve elbette bu gözlem ve değerlendirmeler, artık çeşitli dergiler, bu dergilerdeki polemikler, hatta sol dedikodu kulislerinden "kurtulacak". Süreç yakın bir zamanda kendi meşru iletişim, tartışma ve yürüme araçlarına sahip olacak.Dilerim, Gelenek sayfalarında partinin gerekliliği, misyonu vb. üzerine, biz yazmaktan, siz okumaktan, hep birlikte kurtulacağız. Ama bu yazıda da yine güncel gerekliliklerle altını çizmeye ihtiyaç duyduğum kimi saptamaları aktaracağım -belki de tekrarlayacağım... İsterseniz, "son kez olmasını" dileyelim; ben...

ASIL ŞİMDİ YARATICILIK

Türkiye solu, bu kez alışılan kesimlerin dışına taşan bir ölçekte "yasal parti" konusunu gündemine alıyor. Böylelikle bundan yaklaşık 5 yıl önce sınırlı çevrelerde tartışılmaya başlanan "yasal parti"nin, şu anda bir dizi değişik "moment"te ele alınmaya başlandığını görüyoruz.Bu momentlerden birisinde Sosyalist Parti vardır. Kurulma sürecini tamamlamış olan bu parti, maocu çerçeveyi aşabilecek teorik, programatik araçlara sahip olamadığı gibi, bu anlamda yeni bir çerçeveyi gündeme getirebilecek zenginlikte kadrolara da sahip değildir. SP'nin elindeki önemli kimi olanakların bu üç kısıtı aşamayacağının bilincindeki Perinçek, "yasal parti" sorununu daha geniş bir zemine taşımaya, bu zeminin merkezindeki yerini kaybetmemeye özen göstermektedir. Ancak bu kez, bu doğrultuda...

SOLUN İHTİYACI: YENİ BİR MARKSİST EKOL

Türkiye'de solun en önemli güncel görevlerinden birinin yeni bir marksist ekol yaratmak olduğuna inanıyorum.Bu kolay iş değildir. Aynı anda farklı alanlara yayılan çok boyutlu hamleleri gerektirir. Ama, Türkiye sosyalist hareketinin ayakları üstünde dikilmesi ancak bu yöndeki çabalarla mümkün olacaktır.Konuyu zihinlerde oluşabilecek bazı temel soruların yanıtlanması şeklinde ele alıp öyle deşmek istiyorum. Başka deyişle "Türkiye’de yeni bir marksist ekol yaratmanın gerekliliği" dendiğinde, bunun hemen ilk planda çağrıştırabileceği temel sorularla işe başlanabilir.Başlayalım:Önerinin gerekçesi temeli ya da karşılık düşeceği umulan ihtiyaç nedir?"Ekol" sözcüğünden ne kastedilmektedirBu ekol, örneğin "leninist", "devrimci" gibi sıfatlar da varken neden yalnızca "marksist" olarak tanımlanıyor?Neden yeni bir ekol?Bu iş neden...

Hoşgeldiniz!

Aşağıdaki hesabınıza giriş yapın

Kayıt Ol!

Kayıt olmak için aşağıdaki bilgileri eksiksiz doldurun.

*Kullanıcı Sözleşmesi'ni ve Gizlilik Politikası'nı okuduğumu, anladığımı ve kabul ettiğimi beyan ederim. Kullanıcı Sözleşmesi ve Gizlilik Politikası.

Şifrenizi geri alın

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi veya okuyucu adınızı giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Oluştur