Gelenek'in 51. sayısı, ciddi bir gecikme ve bu gecikmeyi belli ölçülerde telafi edecek doyurucu bir içerikle çıkıyor. Yazılara burada tek tek değinmek gereğini duymuyoruz. Değişik alanları kapsayan çok sayıda çalışmanın yer aldığı bu sayımızı ilgiyle okuyacağınızı düşünüyoruz.Bir sonraki sayımız, büyük ölçüde Türkiye solu değerlendirmelerine ayrılacak. Değişik geleneklerden sol hareketlerin dünü ve bugününe ışık tutacak yazıların yanı sıra bazı partilerin programları da ele alınacak.Ayrıca dergimiz baskıya hazırlandığı sırada Y. Fırat dostumuzdan bizden cevaplanması istenen bazı sorular da içeren bir yazı aldık. Fırat'ın konuya ilişkin değerlendirmemizi bu sayıya yetiştiremememizi anlayışla karşılayacağını umarak, gelecek sayıda kapsamlı bir "yanıt"ın yer alacağını belirtmek istiyoruz. Haziran...
Parklarınla, köprülerinle, meydanlarınlaBekle bizi İstanbulTophane'nin karanlık sokaklarındaKoyun koyuna yatan çocuklarınla bekleBekle zafer şarkılarıyla geçişimizi İstanbulHaramilerin saltanatını yıkacağızBekle o günler gelsin, gelsin İstanbul Vedat TürkaliŞehr-i İstanbul'a fazlasıyla bağlı olmakla suçlanan bir geleneğe sahibiz. Biz abartmıyoruz, ama ülkenin en büyük metropolü ve işçi şehrinde sürdürdüğümüz kavgaya biraz "fazla" bağlanmakta çok gocunacak bir şey olduğunu da düşünmüyoruz. Öyle ki, şehirle beraber uzayan bir işçi kuşağını, Gebze'yi, haftalık gazetemizin künyesinde İstanbul'un bir ilçesi gibi görme hatası yapıyoruz. İzmit'li yoldaşlarımızdan ve İstanbul-İzmit işçi kuşağında kendini İzmit'li olarak gören işçi arkadaşlarımızdan özür dileriz. Hatamızı düzelttik. Fakat hatayı bulup çıkaran insanların, "Beyoğlu entelijansiyası" için kurdukları Öpücük ve...
Gelenek'in bir önceki 50. sayısının yayınlanışından sonra oldukça uzun bir süre geçti. Türkiye gibi ülkelerde, siyasi dengelerin günden güne değişebildiği, toplumsal dinamiklerin kısa sürede hızlanıp dalgalanabildiği biliniyor. Bu nedenle, Gelenek'in çıkmadığı aylara ilişkin kapsayıcı bir siyasi değerlendirme yapmak demek, aslında başlıbaşına bir kitabı, bu değerlendirmeye ayırmak demek.Ancak başka yayınlarımız, özellikle haftalık Sosyalist İktidar'ın varlığı işimizi kolaylaştırıyor. Hareketimizin kendi yaklaşım ve açılımlarını dışarıya yansıtma sorunu olmadığını düşünüyoruz. Düşünce ve eylemimiz gün geçtikçe daha geniş kesimler tarafından sahipleniliyor, gün geçtikçe geleneğimizi daha ileri mevzilere taşıyoruz.Yine de, bazı konulardaki tutumumuzu, yakın gelecekteki siyasi faaliyetlerimize ışık tutacak biçimde sizlerle paylaşmak istiyoruz. Fazla uzatmadan, açık...
* B.N. Ponomarev, vd. (ed.), THE INTERNATIONAL WORKING CLASS MOVEMENT, c. 3: "Revolutionary Battles of the Early 20th Century"; Progress Publishers, Moskova, 1983 (Rusçası 1978), s. 175-187'deki "Ulusal ve Ulusal-Sömürgesel Sorunlar Alanında Marksist Öğretinin Gelişimi" başlıklı alt-bölümün çevirisidir.Çev: Yavuz UTKANEmperyalizm altında proletarya ile burjuvazinin tarihsel karşılaşmasının sonucunu biçimlendiren bir başka belirleyici etken, proletaryanın anti-emperyalist ulusal kurtuluş hareketlerini kendi müttefiki yapabilme-siydi. Yeni tarihsel koşullarda, Lenin ulusal sorunun ve ulusal kurtuluş hareketlerinin sorunları ile bunların işçi sınıfının tarihsel misyonu açısından öneminin derin ve kapsamlı bir çözümlemesini yaptı. Lenin'in ulusal ve ulusal-sömürgesel sorunlar alanındaki düşünceleri devrimci Marksist teoriyi geliştirdi ve Marksist düşünce hazinesinin...
Ölüm döşeğindeyken duyduğum son siyasi değerlendirmesi, "Blok ile seçimlerde çok iyi bir politika izledik" olan İdris yoldaşın anısına...24 Aralık seçimlerinde, en azından sol siyasete, Emek, Barış, Özgürlük Bloku damga vurdu. Sosyalist İktidar Partisi'nin konuyla ilgili ve yalnızca seçimlerle sınırlı olmayan politik açılımları partinin açıklamaları ve yayın organından izleniyor. Gelenek, bu açılımların arka planında nasıl bir perspektifin yattığına biraz daha ayrıntılı ve teorik boyutlarıyla ele almamız için uygun bir yayın organı. Bu yazının eksenini de bu oluşturacak.Hemen belirtmeliyim, seçimlerin öncesinde ve sonrasında beş ya da altı değerlendirme açık oturum ya da paneline katıldım, konuyu değişik açılardan ele alan bir o kadar...
SOVYET BESTECİ ŞOSTAKOVİÇ\'İN 90. DOĞUM YILINDA MÜZİK ELEŞTİRMENİ FİLİZ ALİ\'YE KARŞI SÖYLENMİŞTİR
Türkiye solunun gümrük birliği konusunda bugüne kadar sergilediği performans hiç iç açıcı değil. Bu konuda fikir beyan eden sosyalistlerin büyük çoğunluğunun, gümrük birliği anlaşmasının içeriği hakkında bile doğru dürüst bilgi sahibi olmadığı rahatlıkla söylenebilir. Gümrük birliğini toptan reddetmenin yanlış bir tavır olacağını düşünen, daha "diyalektik" bir tavır geliştirmek gerektiğini savunan sosyalistler, ne uluslararası düzeydeki güncel ekonomik süreçleri, ne de AB-Türkiye ilişkilerini ciddi bir şekilde incelemiş durumda.İşin ilginç yanı, gümrük birliğine hayır diyenleri eleştirenler, Türkiye işçi sınıfının gümrük birliğinden ve AB ile ilişkilerden ne beklemesi gerektiği konusunda elle tutulur herhangi bir şey de söylemiyor. Daha fazla "demokrasi" bekleyenleri bir yana bırakırsak,...
Sosyalist hareketin farklı bir tarzda yeniden doğduğu, aydın hareketinin niteliksel bir sıçramaya uğradığı 1960'lı yıllara geçmeden önce, geriye dönük bilgiler vermek, yazımın bundan önceki bölümlerinde altını çizdiğim bir tespiti öne çıkarmak ve bu tespit etrafında 27 Mayıs'ı da hazırlayan şartlara değinmek istiyorum.Gelenek 50. sayıda yayınlanan ikinci bölümde kemalizmin ilerici/gerici karekterinden söz etmiş ve bu iki ana noktanın bir bütünü oluşturan iki parça bir madalyonun iki yüzü olduğunu belirtmiştim.İlericilik, kapitalizmin hâkim üretim tarzı haline getirilmesi amacıyla atılan ve feodal ilişkileri tasfiyeyi (feodal unsurları eklemleme yoluyla ayak bağı olmaktan çıkarmayı) amaçlayan bir dizi adımın zorunlu bileşeni olmuş; gericilik ise bu dönüşümlerin taşıyıcısı...
Yalı Mah. Karaağaç Sk. No: 14 Maltepe/İstanbul
posta@marksistmanifesto.com
Marksist Manifesto | Gelenekten Geleceğe