Türkiye işçi sınıfı 15-16 Haziran 1970'de onurlu bir direniş gerçekleştirdi. İşçi sınıfının gerçekleştirdiği bu kalkışmanın aktığı kulvarlar, sınıf mücadelesinin temel alınarak yükseldiği kulvarlar olmamasına rağmen işçi sınıfının devrimci bir sınıf olduğunu ısrarla görmeyenlerin görmesi açısından bu memleket topraklarındaki en önemli işçi hareketlerinden biridir. Bu hareketten çıkarılacak, kullanılacak dersler vardır. Eksikli bir eylemler bütünü olmasına rağmen işçi sınıfının devrimci dinamizmini devrimci disiplinini ve Leninist öncünün olmadığı eylemlerin nasıl sonlanacağını, iktidarsız sendikacıların neler yapabileceğini gösteren önemli dersleri çıkarmamız gereken bir kalkışmadır. Bölgesellik içine kapanıp kalmayan, askerin, polisin nasıl yarılıp geçilebileceğini gösteren, millicilikten kopamamış, kitlesel, TC tarihi boyunca bir kez daha yaşanmamış, burjuvaziye...
Bir trafik kazasında kaybettiğimgüzel insanNedim'e"Proletarya saf ve katışıksız olarak, proletarya ile yarı proleterler arasında (yaşamını emek gücünü kısmen satarak kazanan), yarı proleterler ile küçük köylüler arasında (küçük zanaatkâr, el işçisi ve genel olarak küçük ölçekli toprak sahipleri), küçük köylüler ve orta köylüler arasında vs., giderek artan sayıda karmaşık biçimlerle çevrili olmasaydı ve proletarya daha çok ve daha az gelişmiş katmanlarla bölünmüş olmasaydı ve bölgesel köken, ticaret ve bazen de dine göre bölünmüş olmasaydı kapitalizm, kapitalizm olmazdı" Lenin, V.I. (1971) Selected Works Cilt 3, Moscow, Progress Publishers, s. 392-393. .Türkiye işçi sınıfının oluşumu ve yapısı konusunda yapılan araştırmalara kısaca bir göz...
Bu topraklarda sosyalizmin boy atamayışını "işçi sınıfı kültürü"nün yokluğuna bağlayanlar olduğuna oldukça sık tanık olmaya başladık. Yine benzer bir biçimde, bu ülkede felsefe birikiminin olmayışı ya da yetersizliği; sanatın, bilimin, estetiğin "geri" oluşu da devrimin sürekli "bir başka bahara" ertelenmesinin (yegâne) sorumlusu olarak gösteriliyor...Somut durumun somut tahlilini yapmaya çalışarak sınıf savaşımında işçi sınıfından yana saf tutanlara; yani Türkiye Sosyalist Devrimi'nin gerçekleşmesi için bu toprağın bağrında neler taşıdığını anlamaya çalışıp, başka nelere gereksinim duyduğunu, nelerinse ayıklanmak zorunda olduğunu ortaya koymaya çalışanlara gönderecek devrimci selamlarımız ve verilecek sözlerimiz var...Ancak... Çubuğu bükmenin ötesinde bir hissiyatla, beyinlerini ne yapılması gerektiğine değil de geçmişe, "neler...
"Eğitim emekçileri" olarak adlandırılan eğitim işkolu çalışanlarının belli bir kesiminin sosyalizm mücadelesi sürecindeki konumlanışları üzerinde Gelenek'in 51. sayısında yayınlanan yazıda belli noktalara değinilmişti.Bu yazıya bırakılan diğer bir kesim ise, kesinlikle nesnel olarak eğitim emekçisi kavramı dahilinde yer almakla birlikte, bu kavram ile hiç de barışık olmayan üniversite elemanlarından oluşuyor. Diğer bir deyişle, eğitim işkolunun bir ayağı olan üniversite ve diğer yüksek öğretim kurumlarında çalışan emekçiler. Bu kategori, kendisini eğitim emekçisi olarak değerlendirecek bilinçten son derece uzak durumda.Eğitim emekçileri ile sosyalizm mücadelesi arasında uzun yıllardır bulunan açıyı anlatmak için yazının birinci bölümünde "özlenen bir ikili" deyimini kullanmıştım. Bu tanımın, birinci yazının...
1994 yerel seçimlerinde gerici partinin sağladığı başarı ve bu başarının kendisini büyük kentlerin toplumsal dokusunda hissettirmiş olması, hatırlanacağı gibi çeşitli spekülasyonlarla karşılanmıştı. Refah Partisi'nin 27 Mart 1994 yerel seçimlerinde 15 büyükşehirden 8'inde belediye başkanlığını kazanarak kentlerdeki etkinliğini tescillemiş olması, ilk başta dar kafalı küçük burjuvanın modern yaşamın vazgeçilmez öğeleri olarak kabul ettiği içki, giyim vb. mevzularında bir taciz ile karşı karşıya olduğu izlenimine kapılmasına neden oldu. Artık çağdaş yaşamın vazgeçilemez görüngüleri tehdit altındaydı. Ortahalli kentli sağduyu, gerici partinin yerel seçim başarısının uyandırdığı "tehlike sinyallerini" ilk defa böyle algılamıştı.İnsanın "size de ne oluyor" diyesi geliyor. Üretici güçlerin gelişmesinin önündeki engellerin tümüyle...
İktidar fetişizmi ve İslamRefah Partisi'nin önderliğinde gelişen falanjist islam dalgası yeni bir gündem yaratıyor. Burjuva diktatörlüğüne teokratik ayrıcalıklar sağlayan meşrulaştırıcı bir söylem giderek gelişiyor. Tekelli düzen, dinsel birlik prensibinin güvenceleri ile pekiştiriliyor. Militarist çürüme, yozlaşma ve şovenist katliamların yaşandığı süreçte, siyasi ortama dinsel bir çerçeve kazandırılmasında RP öncülük etmektedir. Bu noktada, islam dininin en önemli özelliklerinden olan din devleti anlayışının sunduğu mutlak hakikat tekeli formülasyonu ön plana çıkmaktadır. İslam dininin dogmalarıyla bütünleştirilen tekelli düzen, mutlak hakikat yolunda önemli bir aşama sayılmaktadır.RP üzerine oldukça genel bu gözlemlerden sonra islama ilişkin bazı temel noktalara değinmek gerekiyor. İslam, din olarak iktidarı önerir. İktidar...
Siyasal islam, Türkiye kapitalizminin geldiği nokta itibarıyla, burjuvazinin ideolojik saldırısının önemli bileşenlerinden biri konumundadır. Siyasal islami düzen içindeki misyonu açısından ılımlı islami hareket ve radikal islamcı hareket olarak ikiye ayırmak mümkün. Bu yazıda, radikal islamcı hareketin Türkiye nesnelliğinde oturduğu yeri; örgütlenme dinamiğini, mücadele tarzı ve düzenle bağlarını siyasal bir değerlendirmeye tabi tutacağız.Öncelikle, siyasal islamın bu kanadına neden radikal sıfatını atfettiğimizi açmakta yarar var. İslamın siyasallaşması, islamın bütünlüklü olarak algılanması gereğini ve siyaseti şeriat için bir araç olarak benimseme ilkesini "keşfetmekle" başlıyor. Ayrım, var olan düzenle şeriat düzeni arasındaki bağın nasıl kurulacağında ortaya çıkıyor. Ilımlı islam, islami yaşam tarzının yaygınlaştırılması yoluyla...
Yalı Mah. Karaağaç Sk. No: 14 Maltepe/İstanbul
posta@marksistmanifesto.com
Marksist Manifesto | Gelenekten Geleceğe