Gelenek Sayı 69

11 Eylül ile Değişen ve Değişmeyenler

Yazının başlığında ifade edilenleri “ortalama insan bilen insan ve solcu insan için” diye kategorilere ayırmak istiyorum. Tabi “biz komünistler için” nelerin değişip nelerin değişmediği de yazıda değerlendirilecek. Ortalama insanı dev propaganda mekanizmaları tarafından eblehleştirilmiş ve çaresizliğe itilmiş pasif konumdaki “kitleler” olarak tarif edebiliriz. Bu kategoride kendisine dayatılana “inanma” “ikna olma” “benimseme” gibi yaklaşımlar geliştirenlerin yanında “inanmama” “ikna olmama” “benimsememe” gibi yaklaşımlara sahip olanlar da bulunabilir. Ancak sonuç değişmez. Tabiyet ve uyum mekanizmaları işlemeye devam eder. Sınıf mücadelelerinin seyrinde ortaya çıkacak bir olağanüstülük halinde düzen tarafından inandırılan ve ikna edilen kitlelerin inanmayı ve ikna olmayı bırakması bir anlam ifade eder. Kitlelerin...

SOSYALİST KÜBA’NIN TÜRKİYE BÜYÜKELÇİSİ MİGUEL LAMAREZ İLE SÖYLEŞİ

Afganistan’ı bombalamakla terörizm ortadan kaldırılamazKüba’nın 11 Eylül’den bu yana dünyada meydana gelen gelişmelerle ilgili olarak gösterdiği tavır son derece ilginç. Bu tavrın merkezinde ne var?Küba hükümeti başından beri hem tarihsel nedenlerle hem de devrimimizin ahlaki prensipleri doğrultusunda ülkemizin New York ve Washington’da masum insanların ölümüne neden olan 11 Eylül olaylarını reddettiğini ve kınadığını ifade etmiştir. Biz terörizme ve savaşa karşıyız.Küba’nın teröristler karşısındaki konumlanışı iyi bilinir. 40 yıldan fazladır ülkemizin bu tür eylemlerin kurbanı olduğunu unutmak mümkün değildir. Bir çok durumda bu eylemler ABD sınırları içerisinden gelmiş ve desteklenmiştir. Küba liderlerine yönelik yüzlere suikast girişimini ortaya çıkarmış ve bıkıp usanmadan bu...

SOSYALİST GERÇEKÇİLİĞE KAVRAMSAL BİR BAKIŞ

Özellikle Batı’daki eleştirel gerçekçi sanatçıların burjuvaziye yer yer mesafeli yer yer de ılımlı yaklaşımlarına karşın Belinski Dobrolyubov Çernişevski gibi Rus gerçekçi yazar ve eleştirmenleri daha farklı bir yöntemle ilgilenmeye başlamışlardır. “Sanat eserlerinde yansıtılan gerçeklik insanlar için önemli olandır ve gerçek hayattan alınmışlardır. Bundan başka yazar sosyal gerçekliği yansıtmakla kalmaz aynı zamanda bunu açıklar ve yargılar da” diyen Çernişevski yazarın tarafsızlığı gibi önemli bir noktada Batı’daki gerçekçilerden “taraf” olarak ayrılmaktadır. Sanatçıya ve ürününe yeni bir tanım getiren Çernişevski’nin sözlerindeki “yargılar” kavramıyla amaçlanan; hayat ve ilişkileri devrimci bir dinamikle yeniden ancak ileriye doğru yorumlamaktır.Sanatçının ve sanat ürününün hayata müdahale etmesi hayatı devrimci...

JAKOBENLER İTTİHATÇILAR VE TÜRKİYE’DE SİYASİ ÖRGÜTLENMELERİN KAYNAĞI

GİRİŞFransız İhtilali (İhtilal-i Kebir) Osmanlı Türk aydınları üzerinde büyük bir etki yapmıştır. İhtilalin yükseldiği ilk yıllarda padişah ve çevresi bundan ürkmüştür. Dönemin ileri gelenleri devrimi kötüleyen çeşitli arızaları sultana vermişler her fırsatta bu düşüncelerini yaymaya çalışmışlardır. Osmanlı son dönem düşünürlerinden Cevdet Paşa ünlü tarih kitabında devrimin Osmanlı’daki Fransızlara nasıl yansıdığını anlatırken olayı eleştirmekten de kendini alamaz. Ne var ki yönetimin ve ona bağlı düşünürlerin bu olumsuz tavrına karşın dönüşümcü düşüncelere sahip aydınlar Fransız Devrimi’nin temel ilkelerini bayrak edinmişlerdir. Yeni Osmanlılar bu konuda başı çekmişlerdir. Şinasi Fransa’da eğitimdeyken 1848 kalkışmasını bizzat yaşamıştır. Namık Kemal ve diğerlerinin özgürlük eşitlik ve hatta meşrutiyetçi...

EMPERYALİZM ÜZERİNE

1. Tekelleşme - dev şirket evlilikleri“Emperyalizm - Çökmüş asalak ölümün eşiğindeki kapitalizm” adlı kitabımı yayınlayalı dört yıldan fazla oldu. Bu kitapta güvenilir burjuva kaynaklarda yer alan itiraz kaldırmaz istatistiklere dayanarak V.I. Lenin’in emperyalizm teorisinin doğruluğunu ve günümüzde hâlâ geçerli olduğunu kanıtladım.Lenin sürekli olarak “emperyalizmin en derin ekonomik temelinin tekel olduğunu” “rekabetin tekele dönüşmesinin modern kapitalist ekonominin en önemli olgularından biri olduğunu” “üretimin yoğunlaşmasının sonucu olarak tekellerin yükselişinin kapitalizmin günümüzdeki aşaması olan emperyalizmin genel ve temel bir kuralı olduğunu” vurguladı ve tekeli “kapitalist gelişimin son evresinin son sözü” olarak niteledi.Yazı İngiltere’de yaşayan Hintli ilericilerin çıkarttıkları bir yayın olan Lalkar’da ve kısaltılarak...

KENTSEL GERİLİM KISKACINDA ARA SINIF VE KATMANLAR

Birçok kentte olduğu gibi Mersin’de de eylem yapan esnaf topluluğu oldukça dağınık ve disiplinsiz biçimde kent merkezindeki meydanda toplanmaya başlıyor. Kalabalıktan ürken Mersin Ticaret Odası yöneticileri eylemi kısa bir konuşmanın ardından bir an önce bitirmek istiyorlar ve atılan sloganları engellemeye çalışıyorlar. Bunun üzerine Mersin polisi onların yanına geliyor ve “niye slogan attırmıyorsunuz bırakın atsınlar içlerini boşaltsınlar yoksa şehri talan eder bunlar..” diyor. Hatta polis böylesi bir duruma hazırlıksız yakalanan MTO yöneticilerine slogan attırmak için megafon yardımında bulunuyor! Eylem bitiminde polis işçi sendikalarının birinin yöneticisine ağlasak mı gülsek mi dedirtecek şu sözleri fısıldıyor; “gözünü seveyim sizin işçi eylemlerinizin bunların hiçbir şeyden...

TEMEL ÖZELLİKLERİ IŞIĞINDA İŞÇİ SINIFININ YAPISI VE SINIRLARI: ZOR ZAMANLAR ZOR ALAN VE ZAMAN DEĞİŞTİRİRKEN

“Hepsi birbirine çok benzer birçok geniş caddeler, aynı işi yapmak için, aynı saatlerde, aynı kaldırımlardaki aynı seslerle gelip geçen, kendileri için her günün dünle yarının aynısı olduğu, her yılın öncekiyle sonrasının sureti olduğu, eşitçe birbirinin benzeri insanlarca oturulan, daha da çok birbirine benzer pek çok dar caddeler içerirdi.” Charles DICKENS, Zor ZamanlarKapitalizmin ezilen ve sömürülen sınıfı olan işçi sınıfı, sınıfları ve sömürüyü ilelebet ortadan kaldıracak sınıftır da. Marx proletaryanın konumunu ve bu konumdan hareketle işçi sınıfının tarihsel misyonunu kapitalizmin ayrıntılı bir çözümlemesinden önce saptadı ve yola öyle çıktı. Ama bu öncelik Marksist teoriye hiç zarar vermedi. Marx işçi sınıfının misyonunun...

MEDYA NE KADAR ÖNEMLİ

Medyanın yeri ve işlevi tartışılırken miladı burjuvazinin iktidarıyla başlatabiliriz. Bunu yaparken kapitalizm öncesi toplumsal sistemlerde de medyanın işlevinin kimi nüvelerini görebileceğimizi bir parantez olarak belirtmek gerekir. Nüve olmaları nedeniyle parantezi kapatıp bir daha da açmamak niyetindeyim. Çünkü medyayı incelemek için yakın geçmiş ve bugün çok daha verimli bir laboratuvar işlevi görüyor. Kuru bir tarih yazımı ya da zorlama analojiler bizi ilgilendirmiyor.İdeolojik üretim aracı olarak medyaKapitalizmin gelişimi ile birlikte medyanın yerinin ve stratejik öneminin oldukça farklılaştığını işlevinin ise gelişmesine rağmen esas itibarıyla aynı kaldığını söyleyebiliriz. Medya burjuvazi açısından sürekli daha etkin araçlarla takviye edilen ideolojik üretim merkezlerinden biri olmuştur. İdeolojik üretim...

‘68’E BAKMAK FAZLALIKLARI ATMAK

‘68’in gizli kalmış bir yanı açıklanmamış bir sırrı mı var Konu belki de Türkiye sol hareketinin üzerine en çok laf ettiği başlıklardan birisi olunca akla böyle bir sorunun gelmesi kaçınılmaz. Bugün üzerinden otuz yıldan fazla zaman geçtikten sonra bile kimi temel ayrışmaları ve ideolojik tavır alışlarımızı hâlâ o günkü tartışmalardan çıkan sonuçlardan devraldığımız tarihsel bir dönemden söz ediyoruz. Bunun bir sonucu olarak Türkiye solunun pek çok bölmesi örgütsel varoluşunun bir miladı olarak bu dönemi gösteriyor. Bu dönemin tarihsel önemine dair söylenebileceklerin uzatılabilmesi daha pek çok farklı noktanın belirtilmesi mümkün ve belki de bunlara dair haddinden fazla örnek var.Bu uzatmalarla orantılı...

MARKSİZM İNSANI İHMAL ETTİ Mİ

Bu başlık insanca yaşanacak bir dünya için mücadele eden komünistlere anlamsız ya da küfür gibi gelecektir. Hem insanca bir toplum kurmaya çalışacaksın hem de insanın ihmal edildiğini söyleyeceksin!Bu yazıda Marksizm’in insanı ihmal edip etmediği sorusunu pratik mücadeleden çok Marksizm’in temellerinden ve toplumsal dinamiklerden kalkarak tartışmak tercih edilecektir.Sorulduğunda herkes devrimcidir elbette iktidar perspektifi vardır ama sorulduğunda. Sormazsak temel teorik bakıştaki eksik kavrayışla birlikte pratik mücadeleye yansıması da eksikli ya da reformist olacaktır. Bu yüzden “sözde” söylenenlerden çok “özde” olanlarla ilgilenmek bu yazının kavranması için daha doğru olacaktır.Marksizm’in insanı ihmal edip etmediği tartışmaları pratik mücadeleden çok toplumsal dinamikleri açıklayışı ekseninde yoğunlaşmaktadır. Marksizm’e...

Sayıdaki Yazarlar

    Hoşgeldiniz!

    Aşağıdaki hesabınıza giriş yapın

    Kayıt Ol!

    Kayıt olmak için aşağıdaki bilgileri eksiksiz doldurun.

    *Kullanıcı Sözleşmesi'ni ve Gizlilik Politikası'nı okuduğumu, anladığımı ve kabul ettiğimi beyan ederim. Kullanıcı Sözleşmesi ve Gizlilik Politikası.

    Şifrenizi geri alın

    Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi veya okuyucu adınızı giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

    Oluştur