Gelenek Sayı 35

BİR RUH HALİ ANALOJİSİ: SAÇMA POLİTİKASI

Ionesco, Beckett, Genet ve Adamov. Bu ünlü oyun yazarları 2. Dünya Savaşı sonrasında Saçma Tiyatrosu ekolünü oluşturdular, ona öncülük ettiler. Kendilerine sorulduğunda ortada Saçma Tiyatrosu adlı bir ekol olmadığını, en azından kendilerini böyle bir ekole ait hissetmediklerini söylüyorlardı. Bu yazarlar oyunlarıyla bir ekol oluşturmayı değil, sadece kendi dünya görüşlerini ifade etmeye çalıştıklarını vurguluyorlardı.Gerçekten de ortada kendini belli bir isim altında ifade eden organize bir hareket sanatsal bir ekol yoktu. Ancak sözkonusu isimlerin (ve kimi başka oyun yazarlarının) oyunlarındaki ortak yanlar onların Saçma Tiyatrosu etiketiyle bir araya toplanabilmesine olanak sağlıyordu.Bu noktada durup Saçma Tiyatrosu'nun ne ifade ettiği sorusuna cevap aramamız gerekiyor....

OKURLARA

Gelenek geleneğini bozdu!.. Karşınıza yeni bir biçim ve biraz daha farklı bir içerik ile çıkıyoruz. Önceki formumuzun bütün olumluluklarını yaşatmaya çalışacağız, ama değişikliğin mutlaka daha iyiye doğru yönelmesini sağlayarak...Bizim açımızdan bir değişiklik daha var: Aylık gazetemiz Siyaset bir periyodik olarak artık çıkmayacak. Onun boşluğunu ve daha ötesini ortak bir süreçte doldurmak temel hedefimiz ama yine de bu boşluğun doldurulmasında Gelenek de önemli bir rol üstlenecek.Ancak Gelenek'in asıl üzerine gideceği nokta, kendi işlevlerini yerine getirmede yeni bir ivme kazanmak olacaktır. Bu anlamda daha kapsamlı ve daha canalıcı çalışmalara yer vermek arzusundayız. Bu arzumuzun yerine getirilmesinde dostlarımızın her zamanki gibi yanımızda olacağını...

DOĞU’DA FARKLILAŞAN DİNAMİKLER VE TÜRKİYE’DE SOSYALİZM

Türkiye'de hükümetlerin beceriksizliğini tartışmıyoruz bile, bu onların kaderi... Ama iki-üç ay gibi kısa bir süredeki icraattaki çeşniyi yalnızca bu beceriksizlik ile açıklamak ne kadar doğru olacak?Siyasal iktidar aynı anda onca genci sorgusuz sualsiz katledip, ardından devrimci tutsaklardan önemli bir bölümünü daha serbest bırakıyor. Önce Kürtçe konuşmaya izin veriyor, ardından açık savaş halini silahlı devrimci güçlerden kitlelere ve aynı siyasal sistemin Kürt öğelerine yöneltiyor. Bir eliyle 141-142'yi kaldırıyor, öte yandan ondan daha gerici yasalarla sopa gösteriyor. El altından "Apo ile bile görüşebiliriz" mesajları verilirken ahı gitmiş vahı kalmış TBKP'nin kapısına kilit asmak ihmal edilmiyor.Çok genel bir yaklaşımla bunun bir tutarsızlık olduğu...

DAHA AZ RAHAT AMA DAHA ÖZGÜRCE

Gelenek Türkiye'de yayınlanmakta olan süreli sol siyasi dergiler arasında en eskisi. Yaklaşık beş yıl önce yayına başladığında Gelenek, kendine en genel anlamda kılavuz aldığı bir tür teorik kurguya ya da senteze sahipti. Amacı, Türkiye soluna bu konumdan bir müdahalede bulunmaktı.Bu işin ne kadar başarılı biçimde yapılabildiğinin değerlendirmesi ayrı. Ancak, geri dönüp bakıldığında bir nokta oldukça çarpıcı biçimde öne çıkıyor: Bundan beş yıl önce Türkiye solunun teorik ilkeleri ve öncülleri yerli yerinde duruyordu; ve bu nedenle, kapsamlı olması arzu edilen bir sentez bile, belirli temelleri sorgulamak yerine daha çok bunları veri almayı yeğliyordu. Gelenek'in konumu da buydu. Bu nedenle Gelenek'in yaptığı...

SOLDA İDEOLOJİK SİLKİNİŞ İÇİN DÜŞÜNCELER

Türkiye'nin son otuz yılına bakıldığında ilginç bir durum dikkati çekiyor. Türkiye kapitalizminin üretime ve iç pazara dönük dinamizmi ile solun göreli etkinliği arasında bir ilişki gözleniyor. Genel hatlarıyla bakıldığında Türkiye'de solun yükseliş dönemi, 1960'ların ortaları ile 1977 arasındaki yıllardır. Aradan zaman geçtikçe, 12 Mart'ın solu geriletmede belirli sınırların ötesinde etki yaratmadığı anlaşılıyor.Özetle, Türkiye kapitalizminin üretime dönük iç dinamizmi ile en genel anlamda sola yönelim arasında doğrusal bir ilişki olduğu ileri sürülebilir.Bu ilişkinin temelindeki etmenler ayrıca tartışılabilir. Örneğin iç pazara dayalı büyümenin hep "popülist" siyasal söylemle birlikte gitmesi bazı bilim adamlarımızın üzerinde durduğu bir saptamadır. Bu konuda bkz. Korkut Boratav, "Türkiye...

” ULUSALLIK” TA NESNEL BOYUT

Kürt yoksul köylülüğünün yarattığı devrimci dinamizm Türkiye kapitalizminin genel kriz manzarası içinde, sıcak noktalardan birisi olmayı sürdürüyor. Sosyalist hareketin bütün kesimleri için bu açıklık kazanmış durumda. Diğer yandan Türkiye'de sol hareket söz konusu dinamizmi sosyalizme akan devrimci süreçler açısından yerli yerine oturtmak çabasından oldukça uzak. Kendi nesnelliği içinde yol alan Kürt hareketinden, kendisine pay çıkartmak için kalıptan kalıba giren Kürt "dostları" için bu durum doğal karşılanmalı. Bu kesimler kitle hareketleri karşısındaki alışılmış tavırlarını burada da sürdürüyorlar. Sosyalizm mücadelesini hareket yaratmaktan ibaret görenler, kitle hareketi karşısında kendi misyonlarını tanımlayamıyorlar. Öncülük misyonu ve iddiasını temel alanlar...

SOSYALİZMİN SORUNLARINA DAİR DEĞİNMELER

SBKP MK tarafından Temmuz ayı sonlarında düzenlenecek olan plenuma sunulmak üzere hazırlanan yeni parti programı taslağı, parti içerisindeki farklı eğilimlerin temsilcisi unsurları tamamen ayrışmanın eşiğine getirecek bir içeriğe sahip...The Economist'in "bir yıl önce sunulsa sansasyon yaratabileceğini" iddia ettiği taslak, parlamenter demokrasi, karma ekonomi vb. doğrultusunda piyasa ekonomisinin geliştirilmesi ve partinin sosyal demokratlaştırılması hedeflerini içeriyor. Stalin döneminin şiddetle eleştirildiği, 1950'den 80 ortalarına dek süren dönemin yitirilmiş fırsatlar, toplumsal ve ekonomik gerileme ve propagandif iddialarla dolu olarak nitelendiği taslak, SBKP'nin geleneksel ilkelerinin çoğundan vazgeçildiğinin belgelenmesi rolünü üstlenmeye aday.Diğer yandan, yeni birlik sözleşmesi, Amerikalı ekonomistlerle birlikte hazırlanan yeni ekonomik reform programı ve bunun...

SOSYALİST DÜNYA ÇÖZÜLÜRKEN TÜRKİYE SOLU – II

"Mediokr kişiliksizdir. Beş yıl savunduğu fikirden genellikle bir gecede vazgeçer. Çünkü o gece birdenbire eski çerçevede kendi varlığını sürdüremeyeceğini farkeder... " Anadol Çağatay, "Mediokr", Görüş 11, Ekim 1987, s. 38. 1987 Ekimi’nde Görüş dergisinin yayın yönetmeni, esas olarak Sovyetler Birliği'nde yaşanan süreçlerin Türkiye solundaki yansımalarına ilişkin bu değerlendirmeyi yapıyordu. Bu dönem TSİP içinde genel bir eğilim olarak glasnost ve perestroykanın sosyalist sistemin nesnel ihtiyaçlarından ürediği saptaması yapılıyor; bu görüşe, sürecin temel yönünün, ulaşacağı sonuçların henüz tam anlamıyla biçimlenmediği yolunda bir rezerv de konuluyordu. Denilebilir ki, TSİP'in glasnosta ilk dönem yaklaşımlarında eksik olan sosyalist ülkelerin ihtiyaçlarından hareketle gündeme gelmiş bulunan yeni...

ABD EKONOMİSİ VE KÖRFEZ KRİZİ

Türkiye basınında, Sovyetler Birliği konusunda çarşaf çarşaf yazılar yayınlanırken, nedense ABD ekonomisi hakkında bir satır bile yok. Piyasa hayranı "sol" aydınlar bu konuyu konuşmak bile istemiyorlar. Bunu anlamak mümkün değil. Bu yazının amacı ABD ekonomisi hakkında bazı bilgileri ortaya koymaya ve bu durumun Körfez krizi ile olan ilişkilerini açıklamaya çalışmak. Körfez krizi sırasında, İlhami Soysal Milliyet gazetesinde, bir yazısında Amerika'da çalışan bir bilgisayar ve elektronik mühendisi Çağatay Koç'un kendisine yazdığı bir mektuptan bahsediyor. Mektup şöyle başlıyor:"Türkiye'deki Amerika, özellikle de Amerikan ekonomisi hakkındaki bilgisizliğe hayret ediyorum. Amerikan ekonomisi tepetaklak olmak üzere. İşsizlik inanılmaz boyutlarda. Başlangıçta bütçe açığı için yüz milyar dolar...

Hoşgeldiniz!

Aşağıdaki hesabınıza giriş yapın

Kayıt Ol!

Kayıt olmak için aşağıdaki bilgileri eksiksiz doldurun.

*Kullanıcı Sözleşmesi'ni ve Gizlilik Politikası'nı okuduğumu, anladığımı ve kabul ettiğimi beyan ederim. Kullanıcı Sözleşmesi ve Gizlilik Politikası.

Şifrenizi geri alın

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi veya okuyucu adınızı giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Oluştur