Gelenek Sayı 35

SOLDA İDEOLOJİK SİLKİNİŞ İÇİN DÜŞÜNCELER

Türkiye'nin son otuz yılına bakıldığında ilginç bir durum dikkati çekiyor. Türkiye kapitalizminin üretime ve iç pazara dönük dinamizmi ile solun göreli etkinliği arasında bir ilişki gözleniyor. Genel hatlarıyla bakıldığında Türkiye'de solun yükseliş dönemi, 1960'ların ortaları ile 1977 arasındaki yıllardır. Aradan zaman geçtikçe, 12 Mart'ın solu geriletmede belirli sınırların ötesinde etki yaratmadığı anlaşılıyor.Özetle, Türkiye kapitalizminin üretime dönük iç dinamizmi ile en genel anlamda sola yönelim arasında doğrusal bir ilişki olduğu ileri sürülebilir.Bu ilişkinin temelindeki etmenler ayrıca tartışılabilir. Örneğin iç pazara dayalı büyümenin hep "popülist" siyasal söylemle birlikte gitmesi bazı bilim adamlarımızın üzerinde durduğu bir saptamadır. Bu konuda bkz. Korkut Boratav, "Türkiye...

” ULUSALLIK” TA NESNEL BOYUT

Kürt yoksul köylülüğünün yarattığı devrimci dinamizm Türkiye kapitalizminin genel kriz manzarası içinde, sıcak noktalardan birisi olmayı sürdürüyor. Sosyalist hareketin bütün kesimleri için bu açıklık kazanmış durumda. Diğer yandan Türkiye'de sol hareket söz konusu dinamizmi sosyalizme akan devrimci süreçler açısından yerli yerine oturtmak çabasından oldukça uzak. Kendi nesnelliği içinde yol alan Kürt hareketinden, kendisine pay çıkartmak için kalıptan kalıba giren Kürt "dostları" için bu durum doğal karşılanmalı. Bu kesimler kitle hareketleri karşısındaki alışılmış tavırlarını burada da sürdürüyorlar. Sosyalizm mücadelesini hareket yaratmaktan ibaret görenler, kitle hareketi karşısında kendi misyonlarını tanımlayamıyorlar. Öncülük misyonu ve iddiasını temel alanlar...

SOSYALİZMİN SORUNLARINA DAİR DEĞİNMELER

SBKP MK tarafından Temmuz ayı sonlarında düzenlenecek olan plenuma sunulmak üzere hazırlanan yeni parti programı taslağı, parti içerisindeki farklı eğilimlerin temsilcisi unsurları tamamen ayrışmanın eşiğine getirecek bir içeriğe sahip...The Economist'in "bir yıl önce sunulsa sansasyon yaratabileceğini" iddia ettiği taslak, parlamenter demokrasi, karma ekonomi vb. doğrultusunda piyasa ekonomisinin geliştirilmesi ve partinin sosyal demokratlaştırılması hedeflerini içeriyor. Stalin döneminin şiddetle eleştirildiği, 1950'den 80 ortalarına dek süren dönemin yitirilmiş fırsatlar, toplumsal ve ekonomik gerileme ve propagandif iddialarla dolu olarak nitelendiği taslak, SBKP'nin geleneksel ilkelerinin çoğundan vazgeçildiğinin belgelenmesi rolünü üstlenmeye aday.Diğer yandan, yeni birlik sözleşmesi, Amerikalı ekonomistlerle birlikte hazırlanan yeni ekonomik reform programı ve bunun...

SOSYALİST DÜNYA ÇÖZÜLÜRKEN TÜRKİYE SOLU – II

"Mediokr kişiliksizdir. Beş yıl savunduğu fikirden genellikle bir gecede vazgeçer. Çünkü o gece birdenbire eski çerçevede kendi varlığını sürdüremeyeceğini farkeder... " Anadol Çağatay, "Mediokr", Görüş 11, Ekim 1987, s. 38. 1987 Ekimi’nde Görüş dergisinin yayın yönetmeni, esas olarak Sovyetler Birliği'nde yaşanan süreçlerin Türkiye solundaki yansımalarına ilişkin bu değerlendirmeyi yapıyordu. Bu dönem TSİP içinde genel bir eğilim olarak glasnost ve perestroykanın sosyalist sistemin nesnel ihtiyaçlarından ürediği saptaması yapılıyor; bu görüşe, sürecin temel yönünün, ulaşacağı sonuçların henüz tam anlamıyla biçimlenmediği yolunda bir rezerv de konuluyordu. Denilebilir ki, TSİP'in glasnosta ilk dönem yaklaşımlarında eksik olan sosyalist ülkelerin ihtiyaçlarından hareketle gündeme gelmiş bulunan yeni...

ABD EKONOMİSİ VE KÖRFEZ KRİZİ

Türkiye basınında, Sovyetler Birliği konusunda çarşaf çarşaf yazılar yayınlanırken, nedense ABD ekonomisi hakkında bir satır bile yok. Piyasa hayranı "sol" aydınlar bu konuyu konuşmak bile istemiyorlar. Bunu anlamak mümkün değil. Bu yazının amacı ABD ekonomisi hakkında bazı bilgileri ortaya koymaya ve bu durumun Körfez krizi ile olan ilişkilerini açıklamaya çalışmak. Körfez krizi sırasında, İlhami Soysal Milliyet gazetesinde, bir yazısında Amerika'da çalışan bir bilgisayar ve elektronik mühendisi Çağatay Koç'un kendisine yazdığı bir mektuptan bahsediyor. Mektup şöyle başlıyor:"Türkiye'deki Amerika, özellikle de Amerikan ekonomisi hakkındaki bilgisizliğe hayret ediyorum. Amerikan ekonomisi tepetaklak olmak üzere. İşsizlik inanılmaz boyutlarda. Başlangıçta bütçe açığı için yüz milyar dolar...

ZAYIF HALKALARIN AĞIRLIĞI ARTARKEN

Yüzyılın son on senesini tüketirken, dünya çapında kapitalizmin yeniden yapılanma sancılarına tanık oluyoruz. Sosyalist sistem sonrası dünyanın ekonomik ve askeri yapılanmalarının yaratılması sorunu kapitalist dünyanın ana problemlerinden birini teşkil ediyor. Bu yapılanma sürecinin kapitalizm açısından ana eksenlerini kapitalist sistem açısından şöyle saptayabiliriz:Yeni dünya düzeninin, ağırlık merkezleri ve kutupları yeniden tanımlanması.Eski sosyalist ülkelerin yeni dünya düzenine entegrasyonun sağlanması.Yeni düzene, yeni tehditleri saptamak ve önlemlerinin alınma zorunluluğu.Kapitalist sistemin diğer ana sorunsalı sosyalist sistemin çözülmesinden önce de varolan, sistem içi konsolidasyondur. Sosyalist sistemin çözülmesinden önce, tarafların iç heterojenliğini sosyalizme karşı birleşme zorunluluğunun örtmesinin rahatlığı mevcutlu. Bunun ortadan kaybolmasıyla birlikte, emperyalist ülkeler arasındaki ilişkilerde...

BU ADAMLARIN NERESİ YENİ?

Ronald Reagan'ın 1981 yılında Beyaz Saray'a yerleşmesiyle birlikte Washington DC'nin moda düşkünleri, üzerine 18. yüzyıl İskoç düşünürü Adam Smith'in resmi işlenmiş kravatlar takmaya başladılar. (Ne yazık ki aynı resmi bugün Varşova ya da Prag'da T-shirtler üzerinde görmek mümkün oluyor).Adam Smith yaklaşık olarak 200 yıl önce ölmüştü. Şimdilerde onun taptığı ve betimlemeye çalıştığı sistem sıkıntı ve kabuslarla dolu bir 70 küsur yıllık süreçten sonra büyük bir başarı kazanmış ve ne derece etkin olduğunu bir avuç ayrık otu hariç hemen herkese kabul ettirmiş görünüyor. Betimleme kelimesinin altını çizdim çünkü ünlü iktisatçı Joseph Schumpeter'in de söylediği gibi aslında "Ulusların Zenginliği" yeni olan hiçbir...

TOPLUMSALIN SONU MU?: ÜTOPYALAR 1

Bir iddia var: Deniliyor ki, 20. yüzyılın son çeyreğinde "politik olanla toplumsal olanı birbirinden ayırabilmek artık imkansız birşeydir." Doğru, fakat tartışılması gereken bir nokta var. Bu iddiaya göre hem politik olanın ve hem de toplumsal olanın her ikisinin de ortadan kalkması nedeniyle geçersizleşmiştir. "Çünkü Fransız Devrimi'nden bu yana ekonomik adlı (ister belirleyici olsun isterse olmasın) göstergeyle birbirlerine bağlanmışlardır. Oysa bugün onların birlikte çöküşlerine tanık oluyoruz." Baudrillard Jean, "Sessiz Yığınların Gölgesinde ya da Toplumsalın Sonu", çev. Oğuz Adanır, Ayrıntı Yay., Haziran 1991, s. 16. "Tarihin sonu" mu? Belki!.. Anti-ütopya mı? Evet. İddianın sahibi Baudrillard'a göre herhangi bir sosyolojik tanımlamaya olanak tanımayan...

Hoşgeldiniz!

Aşağıdaki hesabınıza giriş yapın

Kayıt Ol!

Kayıt olmak için aşağıdaki bilgileri eksiksiz doldurun.

*Kullanıcı Sözleşmesi'ni ve Gizlilik Politikası'nı okuduğumu, anladığımı ve kabul ettiğimi beyan ederim. Kullanıcı Sözleşmesi ve Gizlilik Politikası.

Şifrenizi geri alın

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi veya okuyucu adınızı giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Oluştur