Gelenek Sayı 68

RESTORASYON KEMALİZMİ: BİTERKEN BİTİRİYOR

“Mesela 2000’inci yılda; Türk Milli Kurtuluş Hareketinin fikir yapısını ve mahiyetini değerlendirmek isteyecek araştırıcılar, herhalde, derin görüş ayrılıkları içinde kalacaklardır. O kadar ki bu araştırıcılar, Türkiye bir inkılap hareketi yaşadı mı, yoksa olup bitenler, gelip geçenler, mücahit bir önderin müdahaleleri ile, onun mizacına ve günün icaplarına göre gelişen olağan işler midir diye, kararsızlık içinde bocalayabilecektir...” AYDEMİR Şevket Süreyya, İnkılap ve Kadro, Bilgi yay., İkinci Basım, Ocak 1968, s.11. 2000’li yılların Türkiyesi’nde, “Türk Milli Kurtuluş Hareketinin fikir yapısı” ya da kemalizm hakkında “derin görüş ayrılıkları”nın bulunduğunu herhalde kimse inkar etmeyecektir. Üstelik, görüş ayrılıklarına yol açan tek konu, bir “inkılap...

BİR ‘ÖZGÜN’ KEMALİZM YORUMU VE BİZ

Attila İlhan, kendi iddia ve varsayımları bir yana, Türkiye'nin özgün kemalistlerinden biridir. Özgünlüğü kapsamında değerlendirilmeli; kendisini "sosyalist" olarak görür. İçerden sayıp girilmesi kaçınılmaz bir etik tartışmanın önünü hemen almak istediğim için belirtmeliyim: Bizden değildir. Yalnızca etik nedenlerle -ki bunlar hayli önemlidir- değil aşağıda değerlendirilecek ideolojik tercihleri nedeniyle bizden değildir.Özgün olan ve olmayanİlhan'ın özgünlüğünden söz ederken neyi kastettiğim aşağıda açıklık kazanacak. Ancak belirtmeden geçemeyeceğim: İlhan gerçek ve sıradan bir Türk aydınıdır. Bu saptama herhangi bir küçümsemeye dayanmıyor; aksine huzursuzluk ve üzüntü veriyor. Ama tam da Aziz Nesin'in kastettiği yüzdelerle ifade edilen Türk toplumunun bir "aydını"dır.Biyografik verilerine baktığımızda ortaya çıkan ürünlerin arkaplanına...

SOLUN KEMALİZMLE DANSI

“Sanıyorum sonuna geldi” ÇAKIR Ruşen- CİNEMRE Levent, Sol Kemalizme Bakıyor, Murat Belge ile yapılan röportaj içinde, Metis yay., s.119. .Yıllar önce kemalizmle ilgili bu söyleniyordu. Ve sanıldığından daha fazla sayıda solcu tarafından. Türkiye solu, karşısında görmekten kurtulamadığı kemalizmi aştığını sanıyordu. Kendi gücüyle değil tabii. Kemalist söylemlerle gelen 12 Eylül gericiliğinin ve darbenin hemen ardından başlayan Kürt direnişinin kemalizmi ila nihaye bitirdiği iddia ediliyordu. Yeni sol çevrelerde pazarlanan tez şuydu: Kemalizm aslında hiçbir toplumsal temeli ve sınıfsal karşılığı olmayan bir tür faşist diktatörlüktü. Yıllar boyu (takriben 12 Mart’a kadar) kemalizme hakettiği karşılığı veremeyen sol da sonuçta bu suça ortak olmuştu. Nihayet...

RESTORASYON ÇOCUKLARI

Türkiye'nin içinden geçtiği siyasal süreci değerlendirmek herkes açısından fazlasıyla önemli. En gelişkin örgütlenme biçimi olarak tanımlayabileceğimiz siyasal partilerden, belki şimdiye kadar siyasetle hiç ilgilenmemiş "sokaktaki insan"a kadar hemen herkes ülkenin gidişatına dair doğru ya da yanlış akıl yürütmeye ve geleceği (belki de kendi geleceğini) görmeye çalışıyor.Sosyalist İktidar Partisinin (SİP) değişik yayın organlarında bu süreci farklı boyutlarıyla ele alıp değerlendiren oldukça doyurucu incelemeleri bulmak mümkün. Genel olarak restorasyon başlığı altında yaptığımız değerlendirmelerde, bir taraftan bu süreci kurgulayan sermaye programını ve bu programın güncel adımlarını deşifre etmeye çalışırken, bir taraftan da komünist hareket açısından atılması gereken adımları saptamaya çalıştık Restorasyon sürecini incelemek...

SİVİL TOPLUM: NE, NEDEN, NE ZAMAN, KİM?

“Yüzyıldan fazla süren bir ihmalden sonra eski sivil toplum ve devlet konusu yeniden Avrupa siyaseti ile toplumsal kuramında hayati önemi bulunan bir tema haline geliyor. Bu konu ilk kez on sekizinci yüzyılın sonlarında ortaya çıkmıştır. Bundan sonra da belirsizleştiği (veya belirsizlik içine itildiği) ve hemen hiçbir iz bırakmaksızın yok olduğu on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısına kadar kısa ama dikkat çekici bir kariyere sahip olmuştur. Dolayısıyla sivil toplum ve devlet arasındaki ayrımın son dönemlerde yeniden popülerlik kazanması kafa karıştırıcı bir sürpriz gibi görünmektedir.” Sivil toplum konusunda bir “guru” olarak kabul edilen John Keane editörlüğünü üstlendiği “Sivil Toplum ve Devlet Avrupa’da...

KÜBA DEVLET BAŞKANI BAŞKOMUTAN FİDEL CASTRONUN KONUŞMASI (CİEGO DE AVİLA, 29 EYLÜL 2001)

Yurttaşlar,Barışçıl bir çözüm hâlâ mümkün olabilir.Şu anki durum öylesine gerilimli ki, öncesinde bir konuşma hazırlamak ve şimdi söyleyeceklerinizin geçerliliğini yitirmediğinden emin olabilmek mümkün değil. Benim için de, aşırı iyimserliğe kapılmış olmasam da, olayların geldiği şu noktada öyle algılanma riski var. Ancak düşündüklerimi açıklamak görevimdir.Amerikan halkına yönelik, ekranlardan da canlı izlediğimiz çılgın terör saldırıları nedeniyle dünya halklarının 11 Eylül’de geçirdiği şok, terörün yararsız ve belki sonu gelmeyecek bir savaşı ateşlemeye gerek duymadan ortadan kaldırılması için kimi olağanüstü koşullar yarattı.ABD’deki terör eylemleri, tüm dünyada olduğu gibi, haklı buldukları bir amaç için mücadele veren halklar üzerinde korkunç hasara yol açmıştır.Terör, daima insanlığın en...

OKURLARLA

Merhaba,Yeni bir sayıyla yine birlikteyiz. Bu defa dosya konusu olarak kemalizmi ele alıyoruz. Sivil toplum tartışmalarıyla ilgili dizimiz sürüyor. Ve elbette 11 Eylül ve sonrası değerlendirmelerimiz de.11 Eylül ile ilgili Kemal Okuyan’ın “Savaş, sol ve anti-emperyalizm” başlıklı yazısında ABD’deki saldırılardan sonra dünya ve Türkiye’de solun aldığı ve alması gereken tavır konusuna açıklık getiriyor. Okuyan ayrıca emperyalizm içi dengeleri değerlendiriyor.Bu konuda Küba Devlet Başkanı Fidel Castro’ nun 29 Eylül tarihli konuşmasının metnini ve diğer partilerin değerlendirmelerini belgeler bölümünde bulabilirsiniz.Kemalizmle ilgili olarak Aydemir Güler, “Atatürk ve Sınıf” başlıklı yazısında Rasih Nuri İleri’nin Atatürk ve Komünizm başlıklı çalışmasını eksene alarak, Türkiye burjuva devriminin...

YUSUF KARAKEÇELİ’NİN MEKTUBU

Yıllarca Türkiye Solu'nun teorik düşünme geleneğinin zayıflığı tespiti yapan Gelenek Dergisi, onca yılın emeğini bir polemik yazısıyla havaya savurmamalıdır. Kuzulugil, Solun genel hatasını tekrarlamış; teorik bir tartışmayı teorik düzlemde değil politik (hatta şahsi) yönden karşılamıştır. "Devrimciler kot pantolon giyer mi" tartışmasını kana bulayan solun bu geleneği devam etmektedir.Bu açıdan; Gelenek'in iyi niyetli ve saygın emeğine halel getiren bu yazıya dönük aşağıdaki tekzibin tarafınızca bir sonraki sayınızda, solcular arası hukuk ve yayıncılık etiği gereği yayınlanmasını talep ediyorum.1) M. Kuzulugil hangi istihbarata dayanarak söyleyebiliyor, bilmiyorum ama Yusuf Karakeçeli olarak ben hayatımın hiçbir döneminde Sosyalist İktidar Partisi üyesi olmadım ve orayı terk edişim...

Hoşgeldiniz!

Aşağıdaki hesabınıza giriş yapın

Kayıt Ol!

Kayıt olmak için aşağıdaki bilgileri eksiksiz doldurun.

*Kullanıcı Sözleşmesi'ni ve Gizlilik Politikası'nı okuduğumu, anladığımı ve kabul ettiğimi beyan ederim. Kullanıcı Sözleşmesi ve Gizlilik Politikası.

Şifrenizi geri alın

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi veya okuyucu adınızı giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Oluştur