Gelenek Sayı 79

Modernleşme Süreçlerinin bir Kesitinde ‘Bereketli Topraklar’ Türkiye’de ‘İşçi Sınıfı Kültürü’ Sorununa Değini

Yazının başlığı ilk bakışta bir kitap incelemesi için oldukça iddialı ve çok kapsamlı gibi görünebilir. Ancak başlıktaki tırnakların ilkini hem inceleme nesnemiz olan romanın adına, hem de bir yanıyla genel anlamda kültürel çalışmalar yapmak diğer yanıyla da işçi sınıfının oluşumunu incelemek için büyük bir karmaşık zenginlik taşıyan, geç modernleşen ve kültürel yapısında doğu-batı ikilemini iliklerine kadar hisseden Türkiye coğrafyasına gönderme yapmak için kullandım. İkinci tırnağı ise kapitalizmde, özellikle geç kapitalistleşen ülkelerde işçi sınıfının kendine has, saf bir kültüre sahip olamayacağını düşündüğüm için kullandım. Bu nedenle diyebilirim ki başlığın çağrıştırdığı herhangi bir iddialılığın tersine, burada kitabın dışına taşarak etraflı bir biçimde...

AŞKTAN ÖLÜM: TÜRKİYE’DE SİYASET

Türkiye ve Türkçe, gerçekten düşünce fakiri mi?Siyaset fakiri olduğu kesinlikle söylenemeyecek bir ülke ve bir dil, bu kadar kolay damgalanabilir mi?Yanıt, eğer bir ithalat acentesi olarak yaşamayı reddediyorsanız, bellidir: Hayır!Siyasetin en zor koşullarda bile bu kadar yoğun yaşandığı hiçbir ülkeye, "düşünce fakiri" damgası reva görülemez. Pratik, er ya da geç, düşünceyi zorlar; sokak, soyutlama gücünü gecikmeli de olsa gündeme taşır. Hatta bazen zor kullanarak taşır.Ömer Ağın, bir süre önce çıkan kitabı "Alev, Duvar ve TKP"de, bir ömrün, eşitlik ve özgürlük mücadelesine adanmış bir ömrün geçici dökümünü veriyor. Yakınlarına ve kendisinden sonraki kuşaklara onurlu bir yaşam devrettiği hemen görülebilir. Türkiye'nin, acılı...

KAPİTALİZMİN GÜNCEL YÖNELİMİ VE SOSYALİST GÖREVLER

Bugün, dünyanın neresinde olursa olsun komünistlerin önünde duran görevlerin başka tarihsel dönemlere göre daha güç ve karmaşık olduğunu kabul ederek başlamak gerekiyor.Söylenen, ilk bakışta, öteden beri vurguladığımız belirli gerçeklere ters düştüğü izlenimi verebilir. Öyle ya, sosyalizm alternatifinin zorlayıcılığından kurtulan kapitalizm kendi çıplak yüzünü artık daha pervasızca sergilemiyor muydu? Son on yılda birbiri ardına patlak veren krizler uluslararası sistemin ve ülke ekonomilerinin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koymamış mıydı? Milyonlarca insan piyasa fetişizmi adına açlığa ve yoksulluğa itilmiyor muydu? Emperyalist saldırganlığın, "karşıt sistemin" varlığından kaynaklanan geçici bir olgu olmadığı gözlere sokulmamış mıydı? Bütün bunlar, birikmiş ve daha da birikeceğe benzeyen anti-kapitalist...

DİRENE DİRENE KAZANAMAMAK

Sosyalist mücadelenin en önemli sorunlarından birisi, mücadelenin bilfiil içinde olan kadroların dışında kalan insanların, bugünden dört başı mamur bir şekilde tahayyül edemeyeceği bir gelecek projesine sahip olmasıdır. Sosyalizm, hala sürmekte olan tüm tartışmalara rağmen aslında bir iktidar sonrası toplumu betimler; sosyalistler bir şekilde iktidara gelecek ve birtakım toplumsal dönüşümleri yaşama geçireceklerdir.Sosyalizm bugün dünyada birkaç ülke dışında muhalefette olan bir harekettir. Hem de insanların karşılaştığı güncel sorunların önemli bir kısmının çözümünü, üretim ilişkilerinin dönüştüğü bir toplumsal formasyona referansla anlatmak zorunda olan bir hareket...Sorunun bir siyasi özne için daha belalı kısmı da zaten burada başlar. Bir siyasi hareket insanların muhatap olduğu güncellikle...

KÜRESELLEŞME İDEOLOJİSİNİN GERİ ÇEKİLİŞİ

Sadece mekansal ifadelerle yapılan bir devlet tanımı yeterli olabilir mi? Bu soruya kolayca hayır diye yanıt verebiliriz. Bu yanıtı kolayca verebilmemizi sağlayan unsur, sorunun başlangıcındaki "sadece" kelimesidir. Devlet, şüphesiz mekansal ifadeleri de içeren bir tanıma sahiptir. Ancak tek başına bu ifadelerin bir fonksiyonu olarak yapılan bir devlet tanımının yetersiz kalacağı açıktır.Bu yazıda kapitalist devletin tam ve doğru bir tanımını yapmak iddiasında değiliz. Kaldı ki sosyal bilimlerde bu tür tanımlar peşinde koşmanın çok da hayırlı sonuçlar doğurduğu söylenemez. Yazıya yukarıdaki soruyla başlamamızın nedeni, son yıllarda "küreselleşme" başlığı altında yürütülen tartışmalarda bu soruyu sormamızı gerekli kılacak bir malzemenin birikmiş olması. Kapitalist devletin...

TÜRKİYE’DE LİBERALİZMİN YENİ DÖNEMİ

Türkiye'de burjuva siyasetinin AKP hükümetiyle birlikte yeni bir liberal sentez süreci içerisine girdiğini söylemek pekala mümkün. Bu süreç 3 Kasım seçimleri ile başlamadı kuşkusuz. 1980 öncesine dayanan fakat ANAP iktidarıyla şekillenmeye başlayan, belirli dönemlerde kesintiye uğramakla birlikte belirli bir süreklilik arzeden bir dönem kastettiğim. Hemen herkes bu dönem için ekonomik liberalleşme konusunda anlaşırken aynı şey siyasal liberalizm için geçerliliğini yitiriyor. Özallı ANAP iktidarının "dört eğilimin sentezi", DYP-SHP koalisyonunun "sağ-sol kaynaşması", DSP-MHP-ANAP iktidarının da "milliyetçi-sol birlikteliği" olarak nitelendirilmesi bu dönemlerin ana eğilimi olan liberalizmi gizleyemiyor.ANAP dönemi liberal iktisat uygulamalarının liberal demokrasi ile bütünlenemediği suçlamalarının olduğu bir dönem aynı zamanda. ANAP iktidarının...

Hoşgeldiniz!

Aşağıdaki hesabınıza giriş yapın

Kayıt Ol!

Kayıt olmak için aşağıdaki bilgileri eksiksiz doldurun.

*Kullanıcı Sözleşmesi'ni ve Gizlilik Politikası'nı okuduğumu, anladığımı ve kabul ettiğimi beyan ederim. Kullanıcı Sözleşmesi ve Gizlilik Politikası.

Şifrenizi geri alın

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi veya okuyucu adınızı giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Oluştur