Gelenek Sayı 99

KÜBA EKONOMİSİ: BUGÜNKÜ PERFORMANSA DAİR VERİLER VE YARININ HEDEFLENEN DEĞİŞİKLİKLERİNE İLİŞKİN BİLGİLER

KÜBA EKONOMİSİ: BUGÜNKÜ PERFORMANSA DAİR VERİLER VE YARININ HEDEFLENEN DEĞİŞİKLİKLERİNE İLİŞKİN BİLGİLER Bu makale 4-6 Ocak 2008 tarihinde, New Orleans’ta gerçekleştirilen American Social Sciences Association Konferansı’nda Radikal Siyasal İktisatçılar Birliği oturumunda sunulmuştur. AL CAMPBELL Utah Üniversitesi, Doç. Dr. Küba ekonomisinin yeni ara başkan Raúl Castro yönetiminde ne yöne gideceği, hem Küba içinde hem de dışında yoğun olarak tartışılmaktadır. Bu kısa bildiri konunun entellektüel olarak tartışılması için gerekli iki başlık olan Küba ekonomisinin bugünkü durumu hakkında ve Küba’nın ekonomik ve politik alanlarda gerçekleştirmeyi hedeflediği reformlar konusunda katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.Küba’nın gerek belirli bir yıla ait güncel ekonomik performansı, gerekse de planlanmış hedefleri...

KEMALİZM… VAR MI, YOK MU?

Burjuva devrim sürecine ve bu sürecin ürünlerine kolaycı yaklaşımları sevmeyiz. Kolaycılıkla işin içinden çıkılamıyor çünkü…Türkiye’nin kapitalistleşme süreci, işin sahibi burjuvazinin bile devrim diye adlandırmaktan kaçınmaya çalıştığı ölçüde ağır aksak yaşanmış, burjuva aydınlanma süreçleri pek yüzeysel geçmiştir. Buna karşılık bugün geleceğe uzanmak isteyenlerin bu tarihi miras olarak sahiplenmemeleri olacak şey değildir.Dahası eksikli ve tartışmalı burjuva devrimi, bugün bir karşı-devrimin konusu olmuştur.Burjuva devrimini ve Kemalizmi, tarihsel gelişim açısından, olduğundan daha az önemli veya neredeyse ihmal edilebilir sayanların, üstünde yaşadığımız ve içinde mücadele ettiğimiz topraklara dair çektikleri fotoğraf, siyasette yön tayini ve “enerji üretimi” açısından iç karartacak cinstendir. Düşünsenize, bu memlekette uğraşıp uğraşıp...

“TÜRKİYE’NİN DÜZENİ”: VAR MI?

“Türkiye’nin Düzeni” (1968) 1960’lı yılların en önemli çalışmalarından biridir. Çalışmanın önemi, siyasal konumu ve bağlanması net bir yazarın (Doğan Avcıoğlu), en titiz akademisyenlerin bile dudak bükemeyecekleri bir bilgi ve belge zenginliğini okura sunmasından kaynaklanır. Okurun, bu bilgi ve belge zenginliğinden “stratejik ipuçları”Tarihsel çözümleme bağlantılı “stratejik ipuçları” terimi aslında 60’lı yıllarda ilk kez İdris Küçükömer tarafından kullanılmıştır. Küçükömer’in 1969 tarihli “Düzenin Yabancılaşması: Batılaşma” adlı çalışmasının (Ant Yayınları) bir bölümü “Son Bürokrat Paşaya Sorular ve Stratejik İpuçları” başlığını taşır. Küçükömer’in “stratejik ipuçları”, bir süre unutulduktan sonra, en azından kimi yönleriyle bugün AKP destekçiliğine soyunan eski solculara esin kaynağı olmaktadır. çıkarması hiç de...

TÜRKİYE HALKLARININ KURTULUŞ SAVAŞI

İsmail Hakkı Çıtak Yoldaş’ın anısına, saygıyla...Bu yazı için bilgisayar başına oturduğumda gelen bir e-posta İsmail Hakkı yoldaşı kaybettiğimizi haber veriyordu. Bu yazı için acı bir tesadüf oldu, haberi almadan birkaç gün evvel bir yoldaşla bu çalışma üzerine sohbet ederken laf eski kuşak komünistlere, oradan partili geleneğin taşıyıcılarından İsmail Hakkı yoldaşa gelmişti, aynı saflarda dövüşmenin bizler için ne büyük bir şans olduğunu konuşmuştuk. Adını anmadan geçemedim…Kavgaya büyük bir aşk ile bağlı olduğu her halinden, her sözünden, her davranışından anlaşılan İsmail Hakkı Çıtak yoldaş sosyalist iktidar kavgasının sıra neferlerinden birisiydi, anısını mücadelemizde yaşatmak adını geleceğe taşımak hepimizin borcudur… “...Bir sosyalist devlet olarak...

YENİ BATILILAŞMA

Türkiye Cumhuriyeti'nin seksen yılı aşkın tarihi boyunca doğulu mu yoksa batılı mı olduğuna karar verilemedi. Bu ülke kah doğudan batıya yol alan bir ülke olarak tarif edildi, kah batılılaşma konusunda yeterince gayretli olmayan ve doğulu kimliğini bir kenara bırakamayan bir ülke... Yapısal olarak bırakamayacağı da çok söylendi. Bu ülke asla batılı olamazdı. Ama bu ülke bu saatten sonra belki asla doğulu da olamazdı.Peki ama bu kararı kim verecekti?Cumhuriyetin kurucu kadroları mı yoksa ülkenin yönetici sınıfı mı? Ya da kafalarının bu konuda bayağı karışık olduğunu iyi bildiğimiz ülkenin okumuş yazmışları mı? Bu ülkede yaşayan milyonlarca insana ne demeli? Onlar bu konuda...

BİR EMPERYALİST İŞGAL MEKANİZMASI: EGEMENLERDEN SUÇLU YARATMA

Bu yazıda yeterince birikmiş olan tekil olaylardan tarihe ilişkin bir soyutlama yapılmaya çalışılacaktır. Soyutlanmadığı sürece kendi başına olayların işçi sınıfı siyasetinde yol gösterici olması zordur. Tarihselci geleneğimiz her olayın özgün yanları olmasına karşın genel kuralların çıkartılabileceğini söylemektedir. Burada üzerinde çalışacağımız kural, emperyalistlerin bir ülkeyi işgal ederken veya işgal edilmiş bir ülkede işgali derinleştirmek veya direnişi yok etmek için soyluluk, burjuvazi veya işçi sınıfı olup olmadığına bakılmaksızın ülke egemenlerinden suçlu yaratmayı bir mekanizma olarak kullanmalarıdır.Emperyalist işgalden ne anladığımızı belirtmekte yarar var. Örneğin birçok kez “Türkiye işgal edilmiş bir ülkedir.” şeklinde saptamalar yapıldı. Bu deyişin, ülkenin emperyalizme bağımlılığı, NATO üsleri, iktisadi kuruluşların...

Hoşgeldiniz!

Aşağıdaki hesabınıza giriş yapın

Kayıt Ol!

Kayıt olmak için aşağıdaki bilgileri eksiksiz doldurun.

*Kullanıcı Sözleşmesi'ni ve Gizlilik Politikası'nı okuduğumu, anladığımı ve kabul ettiğimi beyan ederim. Kullanıcı Sözleşmesi ve Gizlilik Politikası.

Şifrenizi geri alın

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi veya okuyucu adınızı giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Oluştur