Gelenek Sayı 38

LENİN’İN DÜŞÜNCESİ

1980 yılında bütün dünyada Lenin'in doğumunun 110. yılı kutlanmıştı. Dönem, reel sosyalizmin prestij erozyonunun başlamadığı bir dönemdi. Dünyada en çok okunan yazar olması yeryüzünde sınıf mücadelesinin adının anıldığı her yere içkin olması, Vladimir İlyiç'in "devletli" konumunu ortadan kaldırmıyordu. Öyle ya, Lenin düşüncesi arkasındaki koskoca bürokratik mekanizma, tabular ve zorlamalarla ayakta kalmıştı...Marksizm içi tartışmalarda birkaç yürekli Batılı aydın dışında bu duyguları ifade eden pek çıkmamıştı. Ancak ne zamanki, Lenin "içerden" terkedilmeye başlandı, bütün dünyada medeni cesareti olanlar arttı. Beklenti şuydu; reel sosyalizmin çöküşü, yalnızca sosyalizmin kendi ilkelerine yabancılaştığı bir süreci bitirmekle kalmayacak, iyi niyetle de olsa bu yabancılaşmaya temel oluşturan leninizmi...

KİMLİKSİZ DÜNYADA TÜRKİYE

Son bir kaç aydır, Türkiye iç ve dış politika açısından hareketli günler yaşadı. Hükümet değişikliğinin peşi sıra, etkisi şu günlerde dağılmaya başlayan bir demokrasi narkozu verildi. Aynı günlerde Ankara'da hızlı bir yabancı heyet trafiğine tanık olduk. Özellikle Kafkas cumhuriyetlerinden ve Balkan ülkelerinden gelen bu heyetlerden biriyle imzalanan bir işbirliği ve dostluk anlaşmasının mürekkebi kurumadan, bir diğeriyle iyi komşuluk ve iyi geçinme anlaşması imzalanıveriyordu.Neler oluyor? Türkiye, yeni bir yönelimin içine mi giriyor? Türkiye burjuvazisi, değişen dünyada bu kez trenin arkasından bakakalmamaya kararlı olduğu izlenimini sergiliyordu. Bu yazıda irdelemeye çalışacağım konu, Türkiye'nin dış politikasındaki yeni olasılıklar ve yeni ufuklar ve bu ufukların...

PROLETERLER VE PROLETARYA

Türkiye komünist hareketinde çifte program alışkanlığı aşılmalıdır diyoruz. Bu anlamda hareketimize proleter sınıf vurgusu en baştan itibaren hâkim olmalıdır. Ancak sınıf, marksizmden önce ele alındığı farklı düşüncelerde de görüldüğü gibi, üst düzey bir soyutlamadır ve bu yüzden "soyut" olarak ele alınması durumuyla oldukça sık karşılaşıyoruz. İşin ilginci bu tırnak içindeki soyut -yani muğlak- bazen karşımıza cansız, hareketsiz ve bu anlamda gayet somut bir varlık olarak da çıkabiliyor. Ben bu yazıda genel olarak sınıfları değil, işçi sınıfı kavramını ele almaya çalışacağım. Başlamadan önce Gelenek'te bu yazıyı yazarken yararlandığım birçok makalenin çıktığını hatırlatmak ve tekrarlardan bir ölçünün ötesinde kaçınamadığımı belirtmek istiyorum.Marx öncesi...

BİLİMSEL TEKNOLOJİK DEVRİM EFSANESİ

Önce yöntem; Türkiye solunda birçokları marksist yöntemi ya kullanmadıkları için bilmiyorlar ya da bilmedikleri için kullanmıyorlar. Bu nedenle de kendi kendilerine Teknolojik Devrimler icat ediyor, kapitalist sistemi bunalımdan kurtarıyor emperyalizm çağını sona erdiriyor artık-değer içermeyen metaları üretim sürecine sokuyor, çağdaş insanüstülerle demokrasiyi yaratıyor ve marksizmin sonunu getiriyorlar. Bir kısmı da Barış Kadın ve Çevre sorunlarından başka bir şey kalmamış gibi bunları papağan gibi tekrarlamaktan öte bir şey yapmıyor. Kimileri de Hıristiyanların ilk çağındaymışçasına ahlak sorununu ön plana çıkartarak yeni havariler aramakla vakit geçiriyor. Bir de bu palavralara inanmayıp zengin olmanın yollarını arıyanlar var. Bu toz duman içinde olayların incelenmesinde kullanılması...

OKURLARLA

Son kitabımızdan bu yana Türkiye kapitalizminin defteri kabarmayı sürdürdü. Kimilerine göre Demirel'in kadersizliği Kozlu grizu patlamasında Erzincan depreminde kana bulanan Nevroz kutlamalarında bir kez daha tecelli ediyor (!) Zonguldak madencisinin üretim durmasın diye yeni bir özelleştirme gürültüsüne ortam olsun diye ölüme terkedilmesinin, ocağa gömülmesinin Türkiye kapitalizminden başka sorumlusu var mı?  Bir kentin bir kaç on yılda bir neredeyse yarı yarıya yok olup yeniden inşa edilmesi bir önceki inşaata yatırım yapmış sermayeden başka kime kâr sağlıyor Kürt katliamından ordunun, korucunun, polisin yanısıra, ve en az bunlar kadar, burjuva basını, siyasi partileri ve düzenin diğer güçleri sorumlu değil mi?Gelenek'in teknik hazırlıklarının tamamlanmak...

SALDIRININ VE KORKUNUN ALETİ OLARAK CİNSELLİK

İşçiler, yoldaşlar!Bu ülke on yıl öncesinden çok ileriye gitmiş!...Nereden mi biliyorum? Geçen gün tiyatroya gittim; oradaki bir seyirci söyledi. Nedeni izlediğimiz oyunda sahnede hem kızıl bayrakların görünmesiydi, hem de bir erkek oyuncunun seyircilerin önünde külodunu çıkarması.Oyunun adı "Mösyö Butterfly", yazarı David Henry Hwang. Kültür Devrimi döneminde Çin'de kadın kılığında bir erkekle bir Fransız diplomatın aşkını anlatıyor. Yazacaklarım açısından konunun pek önemi yok. Önemli olan ilerici bulunmasıdır.Gericidir. Burjuva ideolojisinin ve sanatının en son sığınma noktasını işliyor: "Cinselliğin derinlikli labirenti"...Herkes cinsel tabuların yıkıldığını görüyor, insanlığın ilerleyişini izliyor ve rahatlıyor. İnsanlık problemlerini ve çatışmalarını aşıyor. Göremiyorlar ve burjuva ideolojisi gerçeklerin üstünü kapatıyor. Çelişki...

EĞİTİM ÇALIŞANLARININ ÖRGÜTLENMESİNİN TARİHSEL VE GÜNCEL SORUNLARI

Eğitim çalışanlarının örgütlenme çabalarının yakın geçmişinde TÖS'ün (Türkiye Öğretmenler Sendikası) önemli bir yere sahip olduğu açık. 1965'den sonra öğretmen hareketi öğretmen kitleleri içinde yeterince yer bulamamış, şekilsiz bir dernekçilikten, TÖS ile öğretmen kitlesini büyük ölçüde harekete geçirebilme gücü olan bir örgütlülüğe dönüştü. 1965'lerden sonraki bu gelişmede Türkiye'de sosyalizmin politik gündeme girmesinin, yaratılan sosyalist söylemli popülist dalganın ve çok sayıda aydının bu hareketliliğin içerisinde fiilen / resmen yer almasının payı büyüktür. Fakir Baykurt ve Köy Enstitücü aydınların bu örgütlülüğün yaygınlaşmasında önemli bir işlevi olmuştur. Bu dönemde TÖS adı Fakir Baykurt'la özdeşleşmişti.Diğer taraftan bu dönemde, öğretmen hareketinde, köy öğretmenlerinin göreli bir etkinliği...

KÜRT SORUNU VE SORUMLU YAKLAŞIM

Kutlamalarına devletin de terörü ile katıldığı Nevruz ile birlikte Kürdistan'da sürmekte olan mücadele, yeni boyutlar kazandı. İnandırıcı olabilmekten son derece uzak, beceriksizce örgütlenmiş bir demagoji kampanyasının ardından, "Bahar Operasyonu" fiilen başlatıldı.Sorunun bir "operasyon" sorunu olmadığı, diğer yandan girişilen askeri harekatların da askeri açıdan bakıldığında ancak sınırlı bir anlam taşıdığı açık. Aslında haftalardır pompalanan ayaklanma, sürgün, katliam vb. senaryolarının da gösterdiği gibi, devlet gelinen noktada tam boy bir hesaplaşmayı ister, istemenin ötesinde zorlar durumda. Ancak ulusal hareketin en azından şimdilik istenen karşılığı vermemiş olması, trajedi ile komedinin iç içe geçmesine yol açtı. Trajedi, Kürt halkına yönelik kanlı saldırılarla yazıldı. Hükümetinden muhalefetine...

Hoşgeldiniz!

Aşağıdaki hesabınıza giriş yapın

Kayıt Ol!

Kayıt olmak için aşağıdaki bilgileri eksiksiz doldurun.

*Kullanıcı Sözleşmesi'ni ve Gizlilik Politikası'nı okuduğumu, anladığımı ve kabul ettiğimi beyan ederim. Kullanıcı Sözleşmesi ve Gizlilik Politikası.

Şifrenizi geri alın

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi veya okuyucu adınızı giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Oluştur