Gelenek Sayı 38

BİLİMSEL TEKNOLOJİK DEVRİM EFSANESİ

Önce yöntem; Türkiye solunda birçokları marksist yöntemi ya kullanmadıkları için bilmiyorlar ya da bilmedikleri için kullanmıyorlar. Bu nedenle de kendi kendilerine Teknolojik Devrimler icat ediyor, kapitalist sistemi bunalımdan kurtarıyor emperyalizm çağını sona erdiriyor artık-değer içermeyen metaları üretim sürecine sokuyor, çağdaş insanüstülerle demokrasiyi yaratıyor ve marksizmin sonunu getiriyorlar. Bir kısmı da Barış Kadın ve Çevre sorunlarından başka bir şey kalmamış gibi bunları papağan gibi tekrarlamaktan öte bir şey yapmıyor. Kimileri de Hıristiyanların ilk çağındaymışçasına ahlak sorununu ön plana çıkartarak yeni havariler aramakla vakit geçiriyor. Bir de bu palavralara inanmayıp zengin olmanın yollarını arıyanlar var. Bu toz duman içinde olayların incelenmesinde kullanılması...

OKURLARLA

Son kitabımızdan bu yana Türkiye kapitalizminin defteri kabarmayı sürdürdü. Kimilerine göre Demirel'in kadersizliği Kozlu grizu patlamasında Erzincan depreminde kana bulanan Nevroz kutlamalarında bir kez daha tecelli ediyor (!) Zonguldak madencisinin üretim durmasın diye yeni bir özelleştirme gürültüsüne ortam olsun diye ölüme terkedilmesinin, ocağa gömülmesinin Türkiye kapitalizminden başka sorumlusu var mı?  Bir kentin bir kaç on yılda bir neredeyse yarı yarıya yok olup yeniden inşa edilmesi bir önceki inşaata yatırım yapmış sermayeden başka kime kâr sağlıyor Kürt katliamından ordunun, korucunun, polisin yanısıra, ve en az bunlar kadar, burjuva basını, siyasi partileri ve düzenin diğer güçleri sorumlu değil mi?Gelenek'in teknik hazırlıklarının tamamlanmak...

SALDIRININ VE KORKUNUN ALETİ OLARAK CİNSELLİK

İşçiler, yoldaşlar!Bu ülke on yıl öncesinden çok ileriye gitmiş!...Nereden mi biliyorum? Geçen gün tiyatroya gittim; oradaki bir seyirci söyledi. Nedeni izlediğimiz oyunda sahnede hem kızıl bayrakların görünmesiydi, hem de bir erkek oyuncunun seyircilerin önünde külodunu çıkarması.Oyunun adı "Mösyö Butterfly", yazarı David Henry Hwang. Kültür Devrimi döneminde Çin'de kadın kılığında bir erkekle bir Fransız diplomatın aşkını anlatıyor. Yazacaklarım açısından konunun pek önemi yok. Önemli olan ilerici bulunmasıdır.Gericidir. Burjuva ideolojisinin ve sanatının en son sığınma noktasını işliyor: "Cinselliğin derinlikli labirenti"...Herkes cinsel tabuların yıkıldığını görüyor, insanlığın ilerleyişini izliyor ve rahatlıyor. İnsanlık problemlerini ve çatışmalarını aşıyor. Göremiyorlar ve burjuva ideolojisi gerçeklerin üstünü kapatıyor. Çelişki...

EĞİTİM ÇALIŞANLARININ ÖRGÜTLENMESİNİN TARİHSEL VE GÜNCEL SORUNLARI

Eğitim çalışanlarının örgütlenme çabalarının yakın geçmişinde TÖS'ün (Türkiye Öğretmenler Sendikası) önemli bir yere sahip olduğu açık. 1965'den sonra öğretmen hareketi öğretmen kitleleri içinde yeterince yer bulamamış, şekilsiz bir dernekçilikten, TÖS ile öğretmen kitlesini büyük ölçüde harekete geçirebilme gücü olan bir örgütlülüğe dönüştü. 1965'lerden sonraki bu gelişmede Türkiye'de sosyalizmin politik gündeme girmesinin, yaratılan sosyalist söylemli popülist dalganın ve çok sayıda aydının bu hareketliliğin içerisinde fiilen / resmen yer almasının payı büyüktür. Fakir Baykurt ve Köy Enstitücü aydınların bu örgütlülüğün yaygınlaşmasında önemli bir işlevi olmuştur. Bu dönemde TÖS adı Fakir Baykurt'la özdeşleşmişti.Diğer taraftan bu dönemde, öğretmen hareketinde, köy öğretmenlerinin göreli bir etkinliği...

KÜRT SORUNU VE SORUMLU YAKLAŞIM

Kutlamalarına devletin de terörü ile katıldığı Nevruz ile birlikte Kürdistan'da sürmekte olan mücadele, yeni boyutlar kazandı. İnandırıcı olabilmekten son derece uzak, beceriksizce örgütlenmiş bir demagoji kampanyasının ardından, "Bahar Operasyonu" fiilen başlatıldı.Sorunun bir "operasyon" sorunu olmadığı, diğer yandan girişilen askeri harekatların da askeri açıdan bakıldığında ancak sınırlı bir anlam taşıdığı açık. Aslında haftalardır pompalanan ayaklanma, sürgün, katliam vb. senaryolarının da gösterdiği gibi, devlet gelinen noktada tam boy bir hesaplaşmayı ister, istemenin ötesinde zorlar durumda. Ancak ulusal hareketin en azından şimdilik istenen karşılığı vermemiş olması, trajedi ile komedinin iç içe geçmesine yol açtı. Trajedi, Kürt halkına yönelik kanlı saldırılarla yazıldı. Hükümetinden muhalefetine...

MARKSİZM “DEVRİMCİ” SOFRALARIN MEZESİ DEĞİLDİR

Marksizm ile devrimcilik arasındaki ilişki ve geçişmeler, oldukça ilginç bir çözümleme alanı oluşturur. 1800'lerin ortalarından bu yana, marksizm ile tarihsel döneme ve yerelliğe özgü çeşitlilikler gösteren bir kategori olarak devrimcilik arasındaki ilişkiler oldukça ilginç bir süreç izlemiştir.Bu konuda çok şeyler yazılıp söylenebilir. Benim amacım ise, konunun bugünün Türkiyesi açısından dikkat çeken bir yanına değinip geçmek. Ama bundan da önce, konuya en genel kapsamlı yaklaşımı belirleyen bazı ilkeleri anımsatmak istiyorum. Marksistlerin, kendileriyle aynı tarihsel dönem ve mekan içerisindeki bütün devrimci yönelimlerin ve radikal tepkilerin illa da "marksist çıkışlı" olmasını beklemeleri yalnızca gülünç olur. Başka bir deyişle, marksizm, kendi başına devrimci kitle...

İKTİDARA MAHKUM OLMAK

İktidar gazetesinin 5. sayısında Rus komünistlerinin "iktidar" mücadelesine ilişkin bir haber var. Bu habere konu olan gelişmelerde dikkati çeken bir şeyden söz etmek istiyorum.Sovyetler'deki karşı-devrim ve onu izleyen gelişmelerde komünistlerin inanılmaz duyarsızlığı ve kişiliksizliği sonucu ortaya çıkan tablo, uluslararası harekette önemli bir depresyon yaratan çöküntünün en fazla Rus komünistlerini etkileyeceği sanılıyordu.Sovyet komünistlerinin sosyalist ideolojinin saygınlığını ciddi ölçülerde zedeleyen süreçteki tutumları silinemeyecek bir lekedir; bu tartışılamaz. Hep beraber sorduk "içlerinde hiç mi onurlu bir bolşevik yok" diye. Dünya komünistlerinin sonuç alıcı olmasa da, Rus komünistlerinin anlamlı bir "direnç" gösterisine ihtiyacı vardı.Bütün bunlar vardı ve bir çok şeyi anlamakta güçlük çekiyorduk, çünkü,...

“SOSYALİZM PROGRAMI” ÜZERİNE

Bu yazı iki ay kadar önce Dünya yayınları tarafından basılarak geniş bir dağıtımı yapılan Sosyalizm Programı'nın (Taslak) kimi yönlerine ek açıklıklar getirmeyi amaçlıyor. Hazırlanmasına katkıda bulunanlardan biri olarak, Program metninin kendisini anlatma gücüne sahip olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla söz konusu olan, metindeki önermelerin açımlanması değil.Yine bu kısa yazıda amacım, dile getirilmiş ya da muhtemel eleştirilere yanıtlar sunmak da olmayacak. Bunların dışında Sosyalizm Programı'na kendimce bir okuma kılavuzu hazırlamayı denedim. Programa zemin oluşturan anlayış, genel ve özel perspektiflerin evrensel ya da konjonktürel geçerlilikleri, bu niteliklerden hareketle programın misyonu ve geleceği... Yazının konusu bunlardan oluşuyor.Başlarken programımızın sunuluşuna ve tartışılmasına ilişkin değinmek istediğim şeyler...

Hoşgeldiniz!

Aşağıdaki hesabınıza giriş yapın

Kayıt Ol!

Kayıt olmak için aşağıdaki bilgileri eksiksiz doldurun.

*Kullanıcı Sözleşmesi'ni ve Gizlilik Politikası'nı okuduğumu, anladığımı ve kabul ettiğimi beyan ederim. Kullanıcı Sözleşmesi ve Gizlilik Politikası.

Şifrenizi geri alın

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi veya okuyucu adınızı giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Oluştur