Gelenek Sayı 8

GÜNDEM: SOL PARTİ HANGİ ZEMİNE OTURMALI

Türkiye'de sosyalist parti tartışmaları, yeni boyutlar kazanarak önümüzdeki dönem de süreceğe benzemektedir. Büyük çoğunluğunu sol liberallerin oluşturduğu kesimin bir süre önce başlattığı tartışmaların ise eski canlılığını artık tümüyle yitirdiği gözleniyor. Sosyalist kadroların, özellikle Zemin ve Saçak gibi dergilere yansıyan bu tartışmalardan uzak kalması iki ayrı yaklaşımın sonucu olabilirdi. İlk olarak, ilkeleri ve kadroları ne olursa olsun herhangi bir partileşmeyi tümüyle gündemden dışlayan kolaycı bir yaklaşımdan söz edilebilir. İkinci yaklaşımın özünü ise, sözü edilen liberallerin "sosyalist" sıfatına yakıştırılamaması ve tartışmalardan bu nedenle uzak kalınması oluşturmaktadır. Yakın geçmişte, her iki yaklaşımın da örneklerini görmek mümkündür. Gelenek birinci kitabında geride kalan sosyalist parti...

HAYDAR KUTLU’YA NE OLUYOR?

"Yasaksız bir Türkiye'de çalışmak istiyoruz."TKP Genel Sekreteri Haydar Kutlu, önce Güneş, ardından Yeni Gündem, son olarak da Milliyet'te yayınlanan röportajlarda 'yeni yönelişler" sergiledi. NATO'dan ayrılmayı "gereksiz", AET'ye girmeyi ise yalnızca "zamansız" bulan saptamaları da içeren bu yöneliş ne ölçüde "yeni"dir?Gerçekte TKP, Türkiye sosyalist hareketinde kendine sürekli bir yer edinen demokrat-Kemalist eğilimin en berrak çizgilerinden biridir. Sol hareketin yükselme ve kitleselleşme dönemlerinde zaman zaman rastlanan keskin sol retorik, çizginin bu niteliğini unutturmamalıdır. Dolayısıyla, TKP'nin "yeni" yönelişi, gerçekte pek de yeni olmayan bir çizginin, güncel ve net ifadesidir. "Yeni"lik, olsa olsa bu çerçevede bir yeniliktir.Sosyalist yapılanmalarda gerçekten yeni olan, yeni verilere, yeni...

GOŞİSTLER Mİ DEVRİMCİ DEMOKRATLAR MI?

Türkiye solunda 1980 öncesinin yoğun tartışmalarına dönülüp bakıldığında, bir garipliği anımsamamak mümkün değil. Gerçekte ciddi ciddi bakılsa, bu tartışmalarda bir değil pek çok gariplik görülür. Ama biri özellikle ilginçti, hatta rahatsız edici bir yön de taşıyordu. Bir büyük kentimizin gecekondu kesiminde yaşayan, 17-18 yaşlarında delişmen devrimciler, kimi özellikleri ya da bağlı oldukları “siyaset” gereği, geleneksel solun ağızbirliğinde “goşist” damgası yiyorlardı. Ya teorileri? Evet, daha ilginci, teorik konumları da “sol sapma” kavramıyla açıklanıyordu. Böylece, ailesi bir Anadolu kasabasından büyük kente yeni gelmiş, lise ikiden beklemeli, bilgisi çok kıt, biraz da köşedeki bakkalın kızına ”hava” için delişmenlik yapan genç, bir anda bilimsel...

DEVRİMCİ DEMOKRASİ: EĞİK DÜZLEMDE ARANIŞ

Geleneksel sol'un taşıdığı içerik, bu kavramın hangi ayrımı ifade ettiği artık kimsenin meçhulü değil. Teorik ve siyasi çözümlemelerin ötesinde, bu ayrım için daha doğrudan bir formülasyon sunulabilir. Gelenek’in geleneksel sol/yeni sol ayrıştırması bir dizi dergi ve çevrede rahatsızlık doğurdu, kolaycı ve mutlak bir saptama olduğu iddia edildi. Geleneksel sol/yeni sol ayrımından duyulan her rahatsızlık, gerçekte yeni sol çeşitlemelerin teşhir edilmelerinden kaynaklanıyor. Yeni sol, bu ayrımdan rahatsız olan taraftır.Öte yandan, Gelenek kitap dizisinde, geleneksel solun kendi içinde yaşaması gereken hesaplaşmanın ana çizgileri ve ipuçları da irdelendi. Tarihsel ve güncel, pratik- eleştirel bir biçimde sorgulandı. Bu hesaplaşma geleneksel solda 78-79 dönemine dek...

TÜRKİYE’DE DEVRİMCİ DEMOKRASİ

Türkiye'de devrimci demokrasi için yeni bir tırmanma dönemi mi yaşanıyor? Ciddî bir kıpırdanma olduğu kesin. Bunun bir göstergesi, sayıları giderek artan yayın organları, diğeri de öğrenci gençliğin son dönem sergilediği dinamizm ve bu dinamizmin bir kez daha devrimci demokratlara kucak açmakta oluşu... 12 Eylül sonrasında sol harekette tümüyle birlikte siyaset dışına itelenen bu kesim 80 öncesi niteliklerine bugün ne ölçüde yakın, ya da önümüzdeki dönemde bu nitelikleri yeniden sergileyecek mi? Kesin ölçü vermek mümkün değil ama, şimdiden görünen, devrimci demokratların etkinliklerinde bir artma beklenebileceğidir. Bu artışın devrimci demokrasinin genel ve Türkiye'ye özgü kimliğinden kaynaklanan sınırları var; hem boylamasına, hem genişlemesine...

BİRDEN FAZLA EKİM Mİ VAR?

Önemli tarihsel dönemeçlere kişilikleriyle damga vurmuş olan insanların karşılaştıkları sorunların başında kendi “meşruluk”larını ortaya koyabilmek gelir. Hele hele tüm siyasi kaygılara karşın, belli bir teorik çerçeve ile hareket eden, insanlararası eşitsizliklere yol açan toplumsal koşulları ortadan kaldırma amacıyla mücadele verenler için söz konusu “meşruluk”, tarihin mantığına, önsel ideolojik tutumlara ve kendilerine karşı bir yüzleşmedir.1917 Ekim’inde öne çıkan ve belli bir dönemecin liderlik sorumluluğunu taşıyan insanlar için de benzer bir “yüzleşme” söz konusu oldu. Üstelik oldukça çarpıcı bir biçimde. Marksizmin, kendi evrenselliğini batıdan doğuya doğru üreten bir görüntü içerisinde olması, hep bilinen ve tekrarlanan bir özellikti. Ekim Devrimi bu görüntünün üzerine...

87 BAHARI

Gene başladı... Üstelik gene "masum" taleplerle başladı... Kimilerince beklenen ve hatta belki gecikmiş olan, kimilerince beklenmedik ve hoş karşılanmayan görüntüler kapladı gazete sütunlarını. Uslanmayacak mıydı bu öğrenciler? Ne istiyorlardı yine, okullarını bitirip hayata atılmak varken, neyin kavgasını veriyorlardı?Türkiye nisan ayında, ayın ortalarında doruğuna çıkmak üzere, öğrenci olaylarının etkisini hissetmişti...Oysa aynı nisan ayı, Özal'ın açıklamasına göre Türkiye Cumhuriyeti tarihinde önemli bir dönem noktasına işaret ediyordu: Türkiye, AET'ye tam üyelik başvurusunu yapmıştı. Doğal olarak bu başvuruyu ardı arkası kesilmeyen demokrasi ve özgürlük tartışmaları izledi. Ancak, tarih şaşırtıcı rastlantılarla doludur. Türkiye insanı için bugüne değin sıcak bir ilgi alanı oluşturmamış tarihinin de kendine...

TÜRK SİNEMASINDA SUSKUN KAHRAMANLAR

Geçtiğimiz iki yıl içinde Türk sinemasında çok da doğru sayılmayacak şekilde "12 Eylül filmleri" diye adlandırılan dört film yapıldı. Geniş yankı uyandırdıkları söylenebilir. Bu filmleri Türk solunun 1980'den bu yana ve hatta 80 öncesinde yaşadıkları ile hesaplaşma denemeleri olarak değerlendirmek gerekli. Sol kesimler dışında, 80 öncesi ile nasıl bir hesaplaşma yapıldığı hepimizce biliniyor. Ancak yine 80'e gelirken çözülmeyi bekleyen sorunların yakıcı birikimi de hatırdan çıkartılmamalı. İçten bir eleştiri-özeleştiri dün olduğu gibi bugün de kendini dayatıyor. İleri adımlar atabilmek için...Hesaplaşma gerekliliği istisnasız soldaki her kesim için geçerli. Bu bir eksiklik olarak bugüne dek taşındı, taşınmaya devam ediliyor. 12 Eylül'ün Türk solunun...

OKURLARLA

Elinizdeki 8. kitabımızla birlikte, Gelenek’in ilk altı kitabı da ciltlenmiş olarak çıkmış bulunuyor. Gelenek’in birinci cildi, posta masrafı hariç 2.850,-TL. karşılığında adresimizden istenebilir. Bu kitabımız yoğun bir içeriğe sahip. Kitabın ana konusunu oluşturan “devrimci demokratlara yaklaşım” dışında, “Gelenek Gündemi” oldukça önemli bir konuya, Türkiye’de yasal sosyalist parti sorununa eğiliyor. “Gündem”de yer alan genel değerlendirmeyi, bundan sonraki kitaplarımızda, sorunu çeşitli yönleriyle ele alan başka yazılar da izleyecek. “Gelenek Gündemi”nin küçük bir bölümü de TKP Genel Sekreteri Haydar Kutlu’nun basında yer alan açıklamalarına ilişkin. Yalnızca, bazı soruları dile getirmekle yetiniyor... Ana konu olan “devrimci demokrasi”ye eğilen üç yazı var. Metin Çulhaoğlu’nun yazısı...

Sayıdaki Yazarlar

    Hoşgeldiniz!

    Aşağıdaki hesabınıza giriş yapın

    Kayıt Ol!

    Kayıt olmak için aşağıdaki bilgileri eksiksiz doldurun.

    *Kullanıcı Sözleşmesi'ni ve Gizlilik Politikası'nı okuduğumu, anladığımı ve kabul ettiğimi beyan ederim. Kullanıcı Sözleşmesi ve Gizlilik Politikası.

    Şifrenizi geri alın

    Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi veya okuyucu adınızı giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

    Oluştur