Sayı 3 / Temmuz 2017

“Gelenekten Geleceğe TKP Konferansı” sonuç metni

Sermayenin 2. Cumhuriyeti’nde Türkiye Komünist Partisi’ni örgütlemek için 1923 yılında kurulmuş Cumhuriyet’in temel niteliklerinin değiştiği yeni bir aşamadayız. Tarihsel ilerleme olarak görülmesi gereken 1923 Cumhuriyeti’nin başta laiklik olmak üzere kazanımlarının ortadan kaldırıldığı bu yeni dönem, sermaye diktatörlüğünün siyasal dönüşümüne tekabül etmekle birlikte sınıf karakteri açısından ise tam bir sürekliliğe sahiptir. 1923 yılında girilen kapitalist yol emperyalist sistemin egemenliği altında adım adım gericileşmenin önünü açmış ve 1923 Cumhuriyeti’nin bütün kazanımları yok edilmiştir. Bugün, AKP iktidarı ile birlikte yeni bir rejim, sermaye diktatörlüğünün yeni biçimi olarak geri dönülmez bir noktaya gelmiştir. Sermaye düzeninde ortaya çıkan bu siyasal dönüşüm, son kertede, sermaye diktatörlüğünün...

Kürt sorunu hakkında deklarasyon: Newroz ateşi emperyalizme karşı yakılmalıdır!*

Kürt sorunu artık yeni bir aşamadadır. Ülkemizin ve Ortadoğu’nun en önemli sorunlarından birisi olan Kürt sorunu, bugün emperyalizmin müdahalesi altında yeni bir aşamaya geçmiştir. Bu aşama, Kuzey Irak’ta, ABD başta olmak üzere emperyalist güçlerin desteği ve koruması altında bir devletleşme sürecine girilmiş olmasıdır. Bu sürecin nasıl bir zaman zarfında, nasıl şekilleneceği ve sonuçlanıp sonuçlanmayacağı belirsiz olmakla birlikte, içinden geçtiğimiz süreci belirleyen objektif durumun bu olduğu açık olarak tespit edilmelidir. Kürt sorunu, uluslararası güçlerin gündemi haline gelmiştir. Kürt sorunu, kendi dinamiğinin ve bölgesel bir sorun olmasının ötesine geçmiştir. Bu sorun artık, uluslararası bir başlık olarak, uluslararası aktörlerin karar ve politikalarının belirleyici...

Kolay yolu değil, zor yolu seçtiğimizi biliyoruz*

Değerli yoldaşlar, Bugün burada toplanmamızın açık bir nedeni bulunuyor. Türkiye Komünist Partisi’ni yeniden örgütlemek ve 1920 yılından bugüne kadar gelmiş bir mücadele birikimini geleceğe taşımak. Şöyle bir soru sorulabilir: Böyle bir hedef konabilir mi? Öncelikle düşünülmesi gereken bu. Siyasal açıdan bakıldığında böylesi bir hedefin darlaştırıcı yanlar barındırabileceği pekala söylenebilir. Öncelikle tarihsel bir bakış açısının bir sonucu olarak -ve bugün komünist siyaset açısından- ülkemizin en acil ihtiyacının ne olduğunun politik olarak saptanması gerekiyor. Açıktır ki, böylesi bir saptamanın başına Türkiye işçi sınıfının politik örgütünün, temsilcisinin ve gücünün örgütlenmesini başa yazmak en doğrusudur. O yüzden bugün burada toplanmamızın özünde bu olgunun yattığını...

TKP’lilerin bazı hikayelere karnı tok*

Gazete Manifesto: 29 Ocak tarihinde “Gelenekten Geleceğe TKP Konferansı” düzenleyeceksiniz. Bu toplantının amacı hakkında biraz bilgi verebilir misiniz? Aysel Tekerek: 29 Ocak TKP geleneğinde oldukça önemli bir tarih. Mustafa Suphi ve yoldaşlarının katledildiği tarihte ülkenin komünistlerinin bu vesile ile toplanmalarının anmayı aşan anlamı oldu hep. Bu tarih, kimi zaman bir seçim gündemi ile, kimi zaman iktidarın güncel bir saldırısına karşı örgütlenmek için komünistlerin görevlerini tazeledikleri, umutlarını güçlendirdikleri, Mustafa Suphi’nin yoldaşlığından bir kez daha gurur duydukları bir tarih oldu. Bu yıl da bu tarihte yan yana gelmek için çok nedenimiz bulunuyor. Her şeyden önce AKP’nin halka yeni bir saldırı hazırlığı var...

Gelenek Dergisi’ne yanıt: Anlatılan senin hikayen değil…

Eskiden yalnızca “Ne Yapmalıcılar” vardı. Artık “Ne Yapmalıcılar” ile “Ne Yapmamalıcılar” var. Ne yapılmaması gerektiği açık, ancak “Ne ve Nasıl Yapmalı” konusunda bir ayrım bulunmaktadır. TKP saflarında yaşanmış olan tartışma, bir leninizm tartışmasıdır. Sınıfa sadece kurgusal düzeyde yer veren, asli olarak yarı aydın elitizmine dayanan bir leninizm mi, işçi sınıfı temelli bir leninizm mi? Leninizmi “taş devri siyaseti” sayanlarla zaten işimiz bitmiştir, onlar konu dışıdır. Aynada kendilerine bakarak ne kadar haklı olduklarıyla kibirlenenler, “Ne Yapmalı”yı değil “Ne Yapmamalı”yı temsil etmektedirler. “Ne Yapmalıcılar” yoluna devam ediyor! Birileri yüzünü CHP’ye dönmüştü (2014), birileri yüzünü HDP’ye dönmüştür (2015). 2014 yılında CHP...

Kültürel emperyalizmin kıskacı altındaki Suriye’ye emperyalizmin vizöründen bakmak: Beyaz Miğferler

Marksist Manifesto’nun bu sayısı için belirlenen “Emperyalizm” başlıklı dosya konusu vesilesi ile emperyalizm olgusuna, dünyanın içinde bulunduğu nesnel duruma, bu olgunun tarihselliğine ve hangi noktaya evrileceğine dair gerek politik gerekse ideolojik bir dizi yazı ile kapsamlı bir çalışma ortaya konduğu içindir ki, emperyalizmin “ne” olduğuna ilişkin bir ön giriş yapmanın –yazıyı boğacağı kaygısı ile- pek de iyi durmayacağı kanısındayım. O yüzden diğer yazar arkadaşların deklare ettikleri görüşlerin bu yazının da bir anlamda zemini olduğu gerçeğini belirterek meselenin bana ayrılan kısmına girmek isterim. Yüz yaşını henüz aşmış ve diğer sanat disiplinleri arasında göreli olarak genç sayılabilecek “sinema sanatı”, kapitalizmin emperyalizm aşaması...

Kültürel emperyalizm

Kültürel emperyalizm ya da kültür emperyalizmi kavramının/tezinin 1960’lı yıllarda ortaya çıktığı yaygın bir görüş. Günümüzde sosyoloji alanında kültürel emperyalizm özellikle medya boyutlarıyla ele alınmakta; sermaye düzeninin yayılması, muhafazası ve daha iyiye gitmesi için çalışan bir aracı olarak medya teknolojisi ve iletişim üzerinde durulmakta. ‘Kültür Emperyalizmi’ kavramını kültürel/ideolojik düzey ile ekonomik düzey arasındaki ilişkiyi yok sayarak, görmezden gelerek (ekonominin belirleyiciliğini hesaba katmadan) değerlendirmek mümkün değildir. Böyle bir değerlendirme ki, araştırıldığında görülecektir, tarihsel materyalist anlayışın dışına düşer. Kültür emperyalizmi kavramını açımlamak için bu iki kavramı (kültür ve emperyalizm) ayrı ayrı ve kısa olarak incelemek yöntem açısından yerinde olacaktır. Kültür Özünde kültürel emperyalizm...

Sosyalizme yazgılı bir ömür: Rosa Luxemburg

“Bütün hatalarına rağmen o bir kartaldı ve kartal olarak kalacaktır ve anısı bütün dünya komünistleri için daima değerli olmakla kalmayacak, aynı zamanda biyografisi ve bütün eserlerinin yayınlanması, tüm dünyada pek çok komünist kuşağın eğitilmesinde son derece yararlı kılavuzlar olarak hizmet edecektir.”  Lenin Rosa Luxemburg, her şeyden önce ürettikleri ve mücadelesi ile çok önemli bir sosyalistti. Bütün yaşamını işçi sınıfının gerçekleştireceği sosyalist devrime adamıştı. 49 yaşında bir askerin dipçiğiyle öldürülünceye kadar mücadelesinden hiçbir şekilde taviz vermemişti. 16 yaşında başlayan mücadelesi boyunca birçok olaya tanıklık etmiş, önemli tartışmalarda yer almış, yazılar kaleme almış, birçok eylemin de öncülüğünü yapmıştır. Luxemburg, sosyalistler açısından geçiştirilemeyecek...

BREXIT Britanya’nın krizini derinleştiriyor*

Britanya’yı Avrupa Birliği (AB)’nden çıkarmak için yüzde 51,9’a karşı yüzde 48,1 gibi az bir farkla elde edilen çoğunluk oyu, bilhassa eğer yeni Başbakan sıfatıyla Theresa May esefle “Brexit’in hakikaten Brexit demek olduğu”nda ısrar ederse, Britanya emperyalizminin seyri açısından tarihsel sonuçlar doğuracaktır. Ancak, AB referandumu oylamasının üzerinden bir aydan fazla zaman geçtikten sonra Brexit’in gerçekte ne anlama geldiği belirsizliğini korurken, Cameron hükümetinin de Brexitçi kampın da bununla baş etmek için ellerinde hemen hemen hiçbir olağanüstü hal planlaması bulunmadığı fazlasıyla açık hale gelmiş durumda. Referandum sonucunun ilan edilmesinden sonra, Leave (Ayrılma) kampanyasının lideri Boris Johnson, kampanyanın bu tümüyle beklenmedik sonucu karşısında hayli...

Tartışmaya başlamak için bir giriş: Çin emperyalist mi?

Emperyalizm gibi “modası geçmiş” ve “bugünün dünyasını açıklayamayan” bir kavramın bugün hala tartışılır durumda olması komünistlerin en önemli görevlerinden biri haline gelmiştir. Emperyalizmin bu kadar can aldığı, yeni belalara yol açtığı günümüzde bu kavramın kullanılmaması veya yanlış kullanılması büyük eksikliklere ve sorunlara yol açmaktadır. Günümüz dünyasındaki meta üretiminde lider konuma gelen Çin Halk Cumhuriyeti, ülkesinde biriken sermaye ve metayı ihraç edebilmek için çeşitli yollar aramaktadır. Dünyadaki ülkelerin büyük kısmının 1. veya 2. ticari ortağı haline gelen Çin, reformlar ve dışa açılma konusunda özellikle 80’lerin başından beri yürüttüğü politikaların meyvelerini almaya başladı. Elbette ki ekonomik olarak bu derece gelişen, dünyaya açılan...

Hoşgeldiniz!

Aşağıdaki hesabınıza giriş yapın

Kayıt Ol!

Kayıt olmak için aşağıdaki bilgileri eksiksiz doldurun.

*Kullanıcı Sözleşmesi'ni ve Gizlilik Politikası'nı okuduğumu, anladığımı ve kabul ettiğimi beyan ederim. Kullanıcı Sözleşmesi ve Gizlilik Politikası.

Şifrenizi geri alın

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi veya okuyucu adınızı giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Oluştur