Yunanistan Komünist Partisi (KKE), bu yıl Yunanistan Demokratik Ordusu’nun 60. kuruluş yıldönümünü kitlesel olarak kutladı. Bu vesileyle partinin uluslararası ilişkiler departmanından Kostas Pateras’ın imzasını taşıyan bir de çalışma yayımlandı. Bu çalışmanın İç Savaşın tarihini anlatan birinci ve “Bazı Düşünceler” başlıklı üçüncü bölümünü Enternasyonal Gündem’e aldık. Hakkında pek az Türkçe kaynak bulunan konunun, savaşın tarafı olan parti tarafından nasıl değerlendirildiğini öğrenmenin yararlı olacağını düşünüyoruz.2 Temmuz 2006 günü, Yunanistan Demokratik Ordusu’nun (YDO) 60. kuruluş yıldönümünü kutlamak ve yerli gericiliğe ve Anglo-Amerikan emperyalizmine ...
Reel sosyalizmin çözülüş günlerinde kopan yaygaranın unutulması mümkün mü?“Yeni dünya düzeni” ve “tarihin sonu” deyimleri, zaten asla unutulamasınlar diye uydurulmuş olabilirdi yalnızca. Sosyalizm ve işçi sınıfı faktörünün her cephede, sosyal devlette,uluslararası hukukta, toplumsal örgütlülükte, Marksizmin bilimler üzerindeki, işçi sınıfı kimliğinin toplumsal ideolojilerdeki ağırlığında vb. yenilgiye uğraması ile, dünyamızın gerçekten de yeni bir düzene yelken açtığı doğrudur. Ancak “tarihin sonunun geldiği”, insanlığın nihai dengeyi yakaladığı fikrinin çok uyduruk bir tez olduğunun görülmesi için de fazla zaman geçmesi gerekmedi.Marksistler bu uydurukluğun görülmesini, ...
Engels diyor ki, Fransa’ da Sınıf Mücadeleleri için yazmış olduğu tartışmalı Önsöz’ de, “devrim hakkı, tek gerçek tarihsel haktır”. Devrimci mücadele üzerine bir araba dolusu söz söylemek olanaklıdır ancak pek azı Engels’ inki kadar özlü, onunki kadar ufuk açıcıdır. Bugün verdiğimiz mücadele, biraz da işçi sınıfının bu hakkı kullanmaya rıza göstermesi için değil midir?İstemekle olmuyor. Tarif çok ama konuyu kanımca en iyi özetleyen, Lenin’ in 1920 formülasyonudur: Sömürenle sömürülenleri aynı anda etkileyen bir bunalım olmaksızın bir devrimden söz edilemez.Türkiye böyle ...
Başta yapımcıları olmak üzere kimsenin entelektüel düzeyiyle ilgili herhangi bir iddiaya sahip olmadığı Kurtlar Vadisi Irak filminde, işgalci güçlerin ABD’li “sivil” lideri, “çuval olayı”nın intikamını almak isteyen “kahramanımız” Polat Alemdar’a şunları söylüyordu:“Bütün kırmızı çizgilerinizi sildik... Irak’ta biz istemeden bir şey olmaz diyordunuz, oldu... 50 yıldır yardım ediyoruz... Donunuzun lastiğini bile bize borçlusunuz... Para isteyip duruyorsunuz... Asker vermiyor ama yine para istiyorsunuz... Size ihtiyacımız kalmadı artık... Siz 11 kişi için ülkenizin mahvına neden olursunuz...”Gerçekte kimin kime para verdiği ya da kaynak ...
Evet.Ve hayır.Emperyalizme karşı mücadelenin seyrine bağlı olarak “hayır” yanıtı verilebilecek.Şu soruyu da sorabiliriz: Emperyalist sistem, sosyalist sistem karşısında bir “zafer” mi kazanmıştı?Evet.Ve hayır.“Evet” yanıtının net olarak verilememesinin nedeni, sosyalist sistemin intihar etmiş olmasıdır.Savaş-yıkım-yağma-işbirlikçilik-devlet terörüyle bezenmiş, demokrasi-insan hakları-terör-işbirliği-yeniden inşa gibi kavramlarla süslenmiş yeni bir emperyalist saldırganlık dönemi yaşıyoruz. Militarist sömürgecilik olarak tarif edilebilir. İmparatorluk kavramlaştırması, direnişleri köle ayaklanmaları mertebesine indiriyor. Emperyalist güç merkezlerinin de bundan hoşlandığı açık; kullanılmaması gerekiyor. Direniş ve direnişçi, emperyalist medyada “insurgency” ve “insurgent”“Insurgency” kelimesi isyan, “insurgent” da ...
Lübnan Komünist Partisi Genel Sekreteri Haled Haddadeh, Heike Schrader tarafından Atina’da yapılan ve Almanya’da yayımlanan Junge Welt gazetesinin 23 Ağustos 2006 tarihli sayısında çıkan röportajda, İsrail’in son saldırılarına karşı ülkesinde yürütülen direnişi değerlendiriyordu. Gazetenin röportajla ilgili açıklamasında, seçim anketlerine göre Lübnan Komünist Partisi’nin halkın yaklaşık yüzde 9’unun desteğini aldığı, ancak seçim sistemi nedeniyle komünist adayların bugüne kadar parlamentoya giremedikleri belirtiliyordu...Medya, Lübnan’daki İsrailli saldırganlara yönelik direnişi her şeyden önce Hizbullah’a mal ediyor. Gerçekten böyle mi?Dini örgütler ve bu arada Hizbullah çok ...
Aşağıdaki konuşma 3 Mart tarihinde Portekiz Komünist Partisi’nin ev sahipliğinde Lizbon’da, Avrupa’dan komünist partilerin katılımıyla düzenlenen, dışa kapalı bir tartışma toplantısında, Avrupa’da barış ve güvenlik gündeminde, Türkiye Komünist Partisi Merkez Komite üyesi Özgür Şen tarafından yapıldı.Sevgili yoldaşlar,İnsanlar Avrupa’nın güvenliği hakkında konuşurken, genelde konuyu Avrupa’nın sınırları içerisinde değerlendirme eğilimindedir. Avrupa’nın sınırlarının nerede başlayıp bittiği hakkında dahi anlaşamadığımızı, bu konuda çok farklı düşünceler olduğunu iyi biliyoruz. Fakat bir an için bu sınırlar konusunda anlaştığımızı düşünsek dahi, Avrupa’nın güvenliği konusunun bu sınırların içerisinde ...
Yalı Mah. Karaağaç Sk. No: 14 Maltepe/İstanbul
posta@marksistmanifesto.com
Marksist Manifesto | Gelenekten Geleceğe