Mao'nun ölümünün üzerinden 12 yıl geçti. Bu 12 yıl "Mao Zedung Düşüncesi"nin Çin'de terkedilmesine, çeşitli ülkelerdeki Maocu akımların sahipsizlik içinde oradan oraya savrulmalarına sahne oldu. Bazıları sebatla ÇKP'de direnip Mao'nun yolundan sapılmadığını ispatlamaya çalışırken, başkaları Arnavutluk Emek Partisi'ne "transfer" oldu; ikisinde de aradığını bulamayanlar ise bir taraftan eski vasilerine reddiyeler düzerken, diğer yandan "Mao Zedung Düşüncesi"nin umutsuz savunuculuğuna soyundular.Çin, bu yazının konusu değil. Kısaca söylenip geçilebilir: "Kültür Devrimi" arifesinde dünya devriminin lideri ve kalbi olduğu iddia edilen Çin'in bugün böyle ...
Haziran ayında sol yayınlar arasına "teorik" ağırlıklı bir dergi daha katıldı. Sınıf Bilinci'nin ilk sayı sında bir çalışma "GELENEK'in Marksizmi: Stalinist Bir Sürekli Devrim Teorisi" başlığını, ve Sun gur Savran'ın imzasını taşıyor. Gelenek'de daha önce Hikmet Seçkinoğlu, Savran'ın bir konuşmasında "Gelenek'in Troçkist olmamasını çelişki saymasına" değinmiş, sözkonusu sataşmayı reddettikten sonra da, Troçkistlerin çelişki bulmakta oldukça yeteneksiz kaldıklarını belirtmişti Seçkinoğlu Hikmet; "Klasiklerde Devrim, iktidar ve Program Sorunu." Gelenek 15, Ankara Şubat 1988; s.75 Ben de buradan devam etmek istiyorum.Çelişki BulmakSavran'ın yeni ...
"Arkadaş, güzel şeyler söylüyorsun ama, acaba "filanca" konuda ne getiriyorsun?"Türkiye solunun 1980 öncesinde kendi bünyesindeki iletişim ağında sık sık rastlanan bir soru türü oldu bu. Bir anlamı da vardıTürkiye solu kendi içerisine yönelik olarak, dört-beş tane ayrışma noktası yakalamıştı. Bir hareket filanca konuda bunu diyordu, ama örneğin, Sovyetler Birliği üzerine ne getiriyordu? Gerçekten önemliydi. 1980 öncesinde pek de derin sayılamayacak bir teorik birikim ile yaşayan Türkiye solcusu, hiç değilse kimi konularda ayrım noktalarını kavrayabiliyor, fazla yol açıcı olmasa da parti, ...
Gelenek kitaplarında en çok ele alınan konulardan biri de demokratlık ve sosyalist kategorileri oldu. Demokrasinin sınıfsallığı çeşitli açılardan tartışıldı. Sol içinde oldukça yaygın olduğu gözlenen “önce demokrat olmalı” bakışına yeterince eleştiri yöneltildi. Eleştirilen çok kısaca soyut bir hümanizm ile başlayıp demokratlık basamaklarını tırmanarak sosyalist olunacağı şeklindeki yaklaşımdır. Siyasal programatik projeksiyonu aşamalı devrimde sonlanan bu bakışın yerine sosyalizmin demokratlığın üzerinde yükselmek değil burjuva demokratizminin reddi olduğu gerçeği konulmaya çalışıldı.Türkiye’de demokrat ve aşamacı perspektifin yaygınlığını ve güncel tehlikelerini gören çevrelerin bu müdahaleye ...
Bolşevikler azınlıktı...Ekim devriminden söz eden birçok yazıda hep çoğunluk öne çıkarılıyor. Yaratılan bir imaj var: Bolşevikler önce çoğunluğu kazandılar, sonra iktidarı ele geçirdiler. Yaratılmaya çalışılan bu imajın gerçekle hiç bir ilgisi yok.Bolşevikler "mucize"yi seviyorlar. 17 ile Batı'yı epey şaşırttılar. Batı marksisti için "mucize" olan, Slav marksisti için gerçekliktir. "Böylesine bir mucize nasıl olabilir? Oyların dörtte birini alan Bolşevikler, burjuvazi ile ittifak (koalisyon) içinde bulunan ve burjuvazi ile birlikte oyların dörtte üçünü alan küçük-burjuva demokratları üzerinde nasıl oldu da bir zafer ...
Gelenek'de daha önce tartışıldı. Türk solunun tarihe bakışında teorinin eksik bıraktığı alanı siyasal pragmatizm dolduruyor. Pragmatizm, "tarih bilinci"nin yokluğunda, tarihsel olguların ve deneyimlerin yücel siyasal konumlanışa uyarlanmasıdır. Olguları, güncel mesajlarla tutarlı kılmak için yeniden kurgulamak gerekli oluyor.Bu yönteme itiraz etmenin birinci gerekçesi tarihin gerçekçi, ve nesnel bir kavranışını savunmaktır. Bugünü yaratan dinamiklerin nesnel bir analizi her koşulda hedeflenmelidir. İkinci gerekçe, birincinin devamı olmakla beraber farklı bir nokta. İlki bir bilimsellik kaygısını ifade ederken, ikincisi güncel siyasal çizginin güvenilirliği ile bağlantılı: ...
Stalin gibi önemli bir sosyalist lider hakkında bir şeyler yazmak, kendine ha bazı güçlükleri göze almayı zaten gerektiriyor. Ama, bu kendine ha güçlüklerin de ötesinde, bazı “güncel” hesaplar içerisinde düşünmek ve davranmak zorunlu...1956’dan sonra Sovyetler’de Stalin hiçbir zaman bayraklaştırılmadı. Zaman zaman sert, hatta gereksiz ölçülerde eleştirildiği oldu. Hruşçov’un, sosyalizm tarihi söz konusu olduğunda pek seviyeli tanımlanamayacak olan “destalinizasyon” kampanyasından sonra, Stalin sorunu hep “sessiz sinema” biçemiyle gündeme geldi. Eleştiri ve övgüler daha çok satır aralarına atıldı. Sovyet toplumu kendisine çeyrek ...
Yalı Mah. Karaağaç Sk. No: 14 Maltepe/İstanbul
posta@marksistmanifesto.com
Marksist Manifesto | Gelenekten Geleceğe