Bu satırların yazıldığı sırada, “piyasalardaki dalgalanmalar”ın ciddi bir krize evrilip evrilmeyeceği kesinlik kazanmamıştı. Ama yıllar öncesinde kesinleşmiş olan bazı şeyler var. Birincisi, 1989’dan bu yana, Türkiye hep aynı kısır döngünün içinde. İkincisi, bu kısır döngünün görece kısa aralıklarla ciddi krizlere yol açmaması mümkün değil. Üçüncüsü, döngünün kısır olması “yapısal” bazı değişimlere yol açmadığı anlamına gelmiyor; her bir çevrimin sonunda Türkiye’nin dışa bağımlılığı artarken işçi sınıfı ile emekçi kitleler daha fazla şey kaybediyor.Aşağıda açmaya çalışacağım bir noktayı şimdiden vurgulamakta yarar görüyorum: ...
“Çürüme”, uzunca bir süredir, sağcısıyla solcusuyla, her meşrepten yazarın ve siyasetçinin, hatta neredeyse orada burada “memleket meseleleri”ni konuşmaya meraklı yurttaşların bol bol kullandığı bir sözcük oldu. Üstelik, insanlık kalmadı, ahlak çöktü, bu memleket adam olmaz türünden her yana çekilebilir konuşmaların konusu olmanın ötesinde, bizim burada doğrusu budur diye öne çıkaracağımız anlamına çok da uzak sayılmayacak bir bağlamda kullanılabiliyor.Bunun, bir sürü farklı algılama ve yorumlamayla bağlantılı olsa bile,bir nesnelliğin varlığını gösterdiğini; ayrıca, kimsenin de işaret edilen, değinilen, hararetle tartışılan durumu pek ...
Tarihi yorumlamak her kişinin harcı değil. Dünü ve bugünü okurken dikkatli olmalıyız. Özellikle söz konusu olan tarih, ideologlar tarafından yazılan ve amaçlı olarak saptırılan bir tarih ise daha da dikkatli olunmalı. Modern kapitalizmin kitleler nezdinde meşrulaşmasında, safsatalar ve hurafelerle dolu sapkın tarih yazımının rolünü küçümsemek mümkün görünmüyor. Tarih yazarının yerini uzun zaman önce ideolog, ‘roman’ yazarı alıyor. Kurgu olan ile gerçek olan arasındaki farkı ayırt etmek okuyucunun titizliğine ve ilgisine bırakılıyor.Gündelik hayatın içine kadar sızmış, sözde herkesin ne olduğunu bildiği, ...
MEMLEKETİN KUŞU BİTER Mİ? YA DA BİR \"KALKINAMAMA\" ÖRNEĞİ OLARAK
Tuhaf şeyler düşünmekle meşhur Galip Usta, Nâzım' ın şiirinde yine tuhaf şeyler düşünmekle meşguldür:" ‘Babam neden kapattı dükkânını?Ve fabrika benzemiyor babamın dükkânına'diye düşündü16 yaşında.‘Gündeliğim artar mı?' diye düşündü20 yaşında.‘Babam ellisinde öldüben de böyle tez mi öleceğim?'diye düşündü21 yaşındayken.‘İşsiz kalırsam' diye düşündü22 yaşında.‘İşsiz kalırsam' diye düşündü23 yaşında.‘İşsiz kalırsam' diye düşündü24 yaşında.Ve zaman zaman işsiz kalarak‘İşsiz kalırsam' diye düşündü50 yaşına kadar."Hikmet, Nazım, Memleketimden İnsan Manzaraları, Adam Yayınları, sayfa: 11-12. Nâzım'ın şiirinde tuhaf şeyler düşünmekle meşhur Galip Usta, bizim zamanımızdan bakıldığında aslında aşırı ...
Giriş: Yoksulluk kavramı marksizme içkin mi?Yazıya başlarken sorulan bu soru kimseyi şaşırtmamalı; genel anlamda yanıtının "hayır" oluşu da… Nedeni ise birincisi, kavramın niteliğinde, ikincisi, marksizmin topluma bakış yönteminde gizli.İlkinden devam edecek olursak, yoksulluk, özü itibariyle bir göreliliği içerir. Toplumsal ölçekte yapılan üretim sonucu oluşan "toplumsal ürün" den tekil bireylerin aldığı pay, sahip olduğu büyüklüğe göre bireylerin "zengin" ya da "yoksul" olmasını belirler. Veri alınan üretim değil, bölüşüm sürecidir. "Gelir çizgisi" nereden çekilirse çekilsin, altta ve üstte kalanlar kendi içlerinde, bağımsız ...
Yalı Mah. Karaağaç Sk. No: 14 Maltepe/İstanbul
posta@marksistmanifesto.com
Marksist Manifesto | Gelenekten Geleceğe