Gelenek Sayı 73

TARİH BOYUNCA KADINA FARKLI BAKIŞLAR

Değerli hocam Tülay Arın'a epey gecikerek de olsa teşekkür etmeyi borç biliyorum. 2002 yılı Nisan ayı itibarıyla ülkemizde ve dünyada kadının durumu nasıl sorusuna yine dünyanın hali neyse, kadının hali de o diye cevap vermek durumundayız. Farklı olması da beklenemez. Kadınlar yine sömürülüyor, eziliyor, aşağılanıyor, ayrımcılığa uğruyor, dayak yiyor, tecavüze uğruyor, yalnızlık ve çoğu kez mutsuzluk içinde yoksulluk çekiyor, işsiz, eğitimsiz. İş hayatına girdiğinde ya da ev dışında çalışmaya başladığında yukarıda sayılan dezavantajlı konumu ve doğum gibi nedenlerle dönemsel olarak iş hayatının dışında kaldığı için kötü ya da niteliksiz işlere razı oluyor, işinde yükselemiyor, sürekli ve istikrarlı olamıyor; sağlıksız, yalnız...

KÜRESEL ISINMA: HARARETLİ TARTIŞMA

Havaların ısındığını duymayan kalmamıştır herhalde. Bildiğimiz havaların sonunun geldiğini duymayanınız kaldı mı? Sadece bihaber olanların değil, bu durumu bir vakıa olarak kabul etmeyenlerin oranı da düşüktür, olasılıkla. Yaklaşık 20 yıldır dünyanın ve az gecikmeyle Türkiye'nin gündeminde rutin bir şekilde yer alıyor küresel ısınma konusu. Diğer deyişle "iklimsel değişiklik" veya "iklimsel ısınma." Denebilir ki, ilk kez bir gezegen, insanı sollayarak medyatiklikte birinci sıraya oturuyor.Küresel iklim değişiklikleri zengin bir konu. Hollywood filmleri içinse biçilmiş kaftan. Veya bunun tersi de söylenebilir: Önünü ardını araştırmadan konunun tellallığını gönüllüce üstlenmişlerin söylemine şöyle bir bakmak yeterli; "Havalar çıldırıyor", "Isınıyoruz", "Denizler 50 yıl içinde 50 santim yükselecek"...Felaketçi...

İDEOLOJİ İNSAN VE OLANAKLAR ÜZERİNE…

Hem ideoloji hem de insan başlığında yapılacak tartışmaların siyasi alanda hareketliliğin yavaş, örgütsel alanda ise bir kurma ya da toparlanma faaliyetinin belirleyici olduğu kesitlerde daha anlamlı olduğu kanısı yaygındır. En baştan söylemek lazım, siyasi mücadelede bağımsız bir özne olma iddiasını taşıyan her oluşumun önsel olarak ve bir ilk birikimi ifade etmesi bağlamında insanını tarif etmesi ve ideolojik kimliğinin köşe taşlarını yerli yerine oturtması kuşkusuz gereklidir; bu gereklilik hareket boyutu ihmal edilen, başlangıcı ve sonu belirli bir zamana hapsedilemez. İlk tarif ediş ve kimlik gelecekte yapılacak olanların üzerinde şekilleneceği bir zemini ifade edecektir; üzerinde bir şeyler şekillenmedikçe de bir değeri olmayacaktır....

MİT VE İDEOLOJİ

"İdeolojilerin sonu"... Bu iki kelime sadece vasat bir felsefecinin çok satanlar arasına girmiş bir kitabının adı değildi. Reel sosyalizmin çözülmesiyle birlikte şaşkınlığına eşlik eden sevinciyle kapitalizmin "mutlaklığını" ve yenilemezliğini ilan eden sermaye sınıfının yeni eğilimlerine ve içerisinde bulunduğumuz sürecin niteliğine de işaret ediyordu. Önü açılan ve en önemli rakibinden kurtulan kapitalizm artık attığı adımları gerekçelendirme ihtiyacı hissetmeyecekti.19. yüzyılın başında Napoleon, sınıf mücadelesinde öznelerin verili durumunu hesap ederek, imparatorluğunun ideoloji üretmekle sorumlu bakanlığını tasfiye ediyordu. Benzer bir şekilde burjuvazi, 1990'lara girerken, rakipsiz kalmanın güveniyle artık ideolojilere ihtiyaç duymadığını dile getiriyordu.Gerçekten de ideoloji üretimi özneler arasındaki mücadelenin gerekleri ve ihtiyaçları doğrultusunda şekillenmektedir....

DAHA FAZLA SİYASET, DAHA FAZLA PARTİ

Bundan on beş yıl kadar önce karşılaştık "yeni" kavramı ile. Yenilenmek gerekiyordu yeni düşünce konseptine sarılmak yeni politik kültüre yaslanmak kısacası yepyeni bir şey haline gelmek gerekiyordu.Bu işte bir bit yeniği vardı. Çünkü "yeni" diye tutturanlar ilaç niyetine tek bir "yeni" fikir ortaya atmıyordu. İlk zamanlar, umudumuzu kırmadık belli ki bu bir kızıştırma taktiği idi. Sol harekette, hatta kitlelerde ve hatta yıllarca düşman bellediğimiz liberallerde, dincilerde, kısacası dünyanın bütün insanlarında merak uyandırılacak, cümle alem "bu işin ardından ne gelecek" diye uykusuz kalacak ve ardından bomba patlatılacaktı: "Yeni" beyazlara bürünmüş bir gelin zarafeti ile karşımıza çıkacak, gözlerimizi kamaştıracaktı.Patlayan bomba değil, balon...

MERHABA

1 Mayıs’a hazırlık faaliyetlerinin yoğunlaştığı bir sırada çıkıyor Gelenek’in nisan sayısı. 1 Mayıs’a yaklaşırken bölgemizden savaş manzaraları eksik olmuyor. Antiemperyalizm ve barış talebi sloganlarımızın en başına yerleşiyor.Daha fazla siyaset daha fazla parti yazısında Kemal OKUYAN yenilenmeciliği ve küreselleşme karşıtı hareketleri ele alıyor. Kapitalizmin “yeni”lenmesinin, siyasal mücadele ve parti’nin rolünü önemsizleştirmeyeceğini vurguluyor.Gamze ERBİL’in Emperyalist saldırganlığın sınırı başlıklı yazısı ise, savaşın giderek şiddetlendiği Ortadoğu’da bugünkü tabloyu hazırlayan yakın dönem gelişmeleri değerlendiriyor.Kurtuluş KILÇER’in Neden ‘partili öğrenciler?’ yazısı ve Türkiye Komünist Partili Öğrenciler imzalı Yeni bir kuşak yazısı, öğrenci hareketi ile ilgili değerlendirmeleri içeren yazılar. Ülke siyasetinde kritik rolü olan öğrenci hareketinin tarihine yeni...

Sayıdaki Yazarlar

    Hoşgeldiniz!

    Aşağıdaki hesabınıza giriş yapın

    Kayıt Ol!

    Kayıt olmak için aşağıdaki bilgileri eksiksiz doldurun.

    *Kullanıcı Sözleşmesi'ni ve Gizlilik Politikası'nı okuduğumu, anladığımı ve kabul ettiğimi beyan ederim. Kullanıcı Sözleşmesi ve Gizlilik Politikası.

    Şifrenizi geri alın

    Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi veya okuyucu adınızı giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

    Oluştur