Etiket: Devrim Teorisi

SOSYALİST DEVRİM TEORİSİ: MARX’TAN TÜRKİYE’YE

Gelenek kitaplarında en çok ele alınan konulardan biri de demokratlık ve sosyalist kategorileri oldu. Demokrasinin sınıfsallığı çeşitli açılardan tartışıldı. Sol içinde oldukça yaygın olduğu gözlenen “önce demokrat olmalı” bakışına yeterince eleştiri yöneltildi. Eleştirilen çok kısaca soyut bir hümanizm ile başlayıp demokratlık basamaklarını tırmanarak sosyalist olunacağı şeklindeki yaklaşımdır. Siyasal programatik projeksiyonu aşamalı devrimde sonlanan bu bakışın yerine sosyalizmin demokratlığın üzerinde yükselmek değil burjuva demokratizminin reddi olduğu gerçeği konulmaya çalışıldı.Türkiye’de demokrat ve aşamacı perspektifin yaygınlığını ve güncel tehlikelerini gören çevrelerin bu müdahaleye ...

BİR TARTIŞMADA YENİ UFUKLAR

Bu yazıma bir tedirginliğimi ifade ederek başlamak istiyorum. Gelenek Dizisi’nin bu kitabında ağırlık noktasını “sosyalist devrim” perspektifi oluşturuyor. Burada, bir tür “kimlik kartı”nın okuyucuya sunulması söz konusu. Şimdiye kadar başka sorunlar, başka konular vesilesiyle kendisini ifade etme şansına sahip olan bu “kart”, bu kez, bizzat bir sorun olarak, hem de az buz değil, çok önem verilen, hatta bir anlamda merkeze konan bir sorun olarak, Gelenek Kitap Dizisi’nin gündemine geliyor.Tedirginlik de burada başlıyor. Tedirginlik, “kart”ın sunulmasındaki zorluklardan kaynaklanmıyor. Zaten, bugün sözü ...

KLASİKLERDE DEVRİM İKTİDAR VE PROGRAM SORUNU

Bir dilek ya da olasılık biçiminde kesintisiz devrimden söz eden ilk Marksist bizzat Marx olsa gerek. Manifesto’daki o meşhur pasajın başta Plehanov olmak üzere dönemin ağır topları tarafından nasıl ele alındığını görmek bu tartışmaya daha sonra katılan genç kuşağa devrolanları saptamak ve nihayet sözü geçen genç kuşağın neyi savunduğunu anlamaya çalışmak sanırım doğru bir yöntem olur.İncil’den sonra dünyada en çok satan kitap Manifesto, 19. yy sonu ile 20. yy başlarında Rusya’da daha da çok ilgi çekiyor. Yalnızca Manifesto da değil, ...

SOLDA KİMLİK ARANIŞLARI 61-71

Bir geminin ayrıldığı limanı geride bırakıp yavaş yavaş gözden yitirmesi gibi, 1961-71 dönemi de giderek geçmişe gömülüyor. Aramızda o yılları yaşayan pek çok kişi var, olaylar belleklerde tazeliğini koruyor. Ancak henüz doyurucu bir değerlendirmeye tabi tutamadık bu ilginç dönemi. Malum, akademisyen kesimden ciddi katkı gelmesi artık pek mümkün değil. İş siyasal diriliklerini koruyanların, güncel hedefler ışığında geriye dönüp yapacakları değerlendirmelere kalıyor.Kimileri 61-71 dönemini kapatılması gerekli bir eski defter olarak değerlendiriyor. Bugünkü siyasal konumları ve perspektifleri açısından bu tutumları kuşkusuz anlaşılır ...

DEMOKRASİ SORUNU VE NİHAİ HEDEF ÜZERİNE

Türkiye solunda nihai hedefin yani sosyalizmin vurgulanması neredeyse bir “garabet” olarak görülmeye başlandı. Nihai hedefin vurgulanması 1961-1971 döneminde de belirli çevrelerden tepki alırdı. Gerekçe şuydu: Türkiye’de ürkütülmemesi gereken millici güçler vardı bunlar “cephe”ye katılmak üzereyken sosyalizm hedefini yineleyip bir çuval inciri berbat etmenin alemi yoktu... Benzer kaygıları bu kez burjuvazinin demokrat olduğu varsayılan kesimlerinden hareketle bugün de duyanlar olabilir. Amacım bunları tartışmak değil. Doğrusu bu tür yaklaşımların eskisi kadar ciddiye alındığını da sanmıyorum. Ancak bir başka eleştiri daha var ki ...

JAKOBENİZM VE SİYASETİ SEVMEK

''Emredin ne emrederseniz yok edin beni özgürlük yok olmadan.”RobespierreDaha önce bu dizide ileri sürülen Jakobenizm kavramına ilişkin tezlere katkıda bulunmak bu yazının amacını oluşturuyor.Tarihçi Carr “bir yerlerden gelmekte olduğumuz inancı bir yerlere gitmekte olduğumuz inancı ile sıkı sıkıya bağlıdır.”diyor. Carr E.H.; Tarih Nedir, Birikim yay., s.176  Bir de Yalçın Küçük’ ün “Aydın kökünü arayan yaratıktır.” sözü var. Tarih bilinci gelişmiş her bireyde bu eğilim, kendisini, bireyin geriye dönüp öncüllerini bulma merakında açığa vuruyor. Marx’ta, Engels’te bu böyle. Geriye dönüyorlar. Jacques ...

EKİM, İKTİDAR VE AZINLIK

Bolşevikler azınlıktı...Ekim devriminden söz eden birçok yazıda hep çoğunluk öne çıkarılıyor. Yaratılan bir imaj var: Bolşevikler önce çoğunluğu kazandılar, sonra iktidarı ele geçirdiler. Yaratılmaya çalışılan bu imajın gerçekle hiç bir ilgisi yok.Bolşevikler "mucize"yi seviyorlar. 17 ile Batı'yı epey şaşırttılar. Batı marksisti için "mucize" olan, Slav marksisti için gerçekliktir. "Böylesine bir mucize nasıl olabilir? Oyların dörtte birini alan Bolşevikler, burjuvazi ile ittifak (koalisyon) içinde bulunan ve burjuvazi ile birlikte oyların dörtte üçünü alan küçük-burjuva demokratları üzerinde nasıl oldu da bir zafer ...

EKİMDEN NE ÖĞRENİYORLAR?

Gelenek'de daha önce tartışıldı. Türk solunun tarihe bakışında teorinin eksik bıraktığı alanı siyasal pragmatizm dolduruyor. Pragmatizm, "tarih bilinci"nin yokluğunda, tarihsel olguların ve deneyimlerin yücel siyasal konumlanışa uyarlanmasıdır. Olguları, güncel mesajlarla tutarlı kılmak için yeniden kurgulamak gerekli oluyor.Bu yönteme itiraz etmenin birinci gerekçesi tarihin gerçekçi, ve nesnel bir kavranışını savunmaktır. Bugünü yaratan dinamiklerin nesnel bir analizi her koşulda hedeflenmelidir. İkinci gerekçe, birincinin devamı olmakla beraber farklı bir nokta. İlki bir bilimsellik kaygısını ifade ederken, ikincisi güncel siyasal çizginin güvenilirliği ile bağlantılı: ...

SSCB: İNŞA SÜRECİNE İLİŞKİN BAZI HATIRLATMALAR

Bugün, Gorbaçov açılımı ile yeniden gündeme geldi: Kimileri, sosyalizm mücadelesinden “demokrasi mücadelesine” geçişlerini “glasnost" sloganıyla tescil etmeye çalışırken, 17’yi başından beri anlayamayanlar “İşte liberalleşme başlıyor!” türküsünü söylüyor. Olması gerekenler ile varolanlar arasında çelişki görüp, sosyalizmin “doğal mecrasından çıktığına” inananlar ise “Sovyet revizyonizmi” teşhislerine kanıt buluyorlar... Batının bile Sovyetlerdeki son açılımları değerlendirirken ilk umutlarını yitirip durumdan rahatsız olduğu bir ortamda, sol adına bu denli çeşitli, çeşitliliği oranında da kolaycı ve yanlış çözümlemelere son vermek gerekiyor. İkinci bir gereklilik de, ilk sosyalist ...

BİR PARTİ TARTIŞMASININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Legal sol parti, 1987 yılının ikinci yarısında Türkiye solunun ağırlıklı gündem maddesini oluşturacağa benziyor. Gelenek, 8. kitabının "Gündem"inde konuya yaklaşımının genel hatlarını ortaya koymuştu. Burada, zaman zaman geçmişe de dönerek, bu genel yaklaşımı kimi görüşler doğrultusunda ayrıntılandırmaya çalışacağım.Daha yolun başındayken bir noktada açık olunması gereğine inanıyorum: Tarihsel ve sınıfsal zorunluluklar, istisnasız her koşulda kitlesel gereksinim ya da dayatmalarla çakışma durumunda değildirler. Konumuz açısından bakıldığında ise, legal bir sol partinin gerekliliğini doğrudan doğruya "kitlesel dayatma"lara bağlamanın yanlış olacağını düşünüyorum. Başka deyişle, ...

Sayfa 10 of 11 1 9 10 11

Hoşgeldiniz!

Aşağıdaki hesabınıza giriş yapın

Kayıt Ol!

Kayıt olmak için aşağıdaki bilgileri eksiksiz doldurun.

*Kullanıcı Sözleşmesi'ni ve Gizlilik Politikası'nı okuduğumu, anladığımı ve kabul ettiğimi beyan ederim. Kullanıcı Sözleşmesi ve Gizlilik Politikası.

Şifrenizi geri alın

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi veya okuyucu adınızı giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Oluştur