Cemal Hekimoğlu

Cemal Hekimoğlu

BİR TARTIŞMADA YENİ UFUKLAR

Bu yazıma bir tedirginliğimi ifade ederek başlamak istiyorum. Gelenek Dizisi’nin bu kitabında ağırlık noktasını “sosyalist devrim” perspektifi oluşturuyor. Burada, bir tür “kimlik kartı”nın okuyucuya sunulması söz konusu. Şimdiye kadar başka sorunlar, başka konular vesilesiyle kendisini ifade etme şansına sahip olan bu “kart”, bu kez, bizzat bir sorun olarak, hem de az buz değil, çok önem verilen, hatta bir anlamda merkeze konan bir sorun olarak, Gelenek Kitap Dizisi’nin gündemine geliyor.Tedirginlik de burada başlıyor. Tedirginlik, “kart”ın sunulmasındaki zorluklardan kaynaklanmıyor. Zaten, bugün sözü...

BİR EKİM YILDÖNÜMÜNDE, STALİN ÜZERİNE

Stalin gibi önemli bir sosyalist lider hakkında bir şeyler yazmak, kendine ha bazı güçlükleri göze almayı zaten gerektiriyor. Ama, bu kendine ha güçlüklerin de ötesinde, bazı “güncel” hesaplar içerisinde düşünmek ve davranmak zorunlu...1956’dan sonra Sovyetler’de Stalin hiçbir zaman bayraklaştırılmadı. Zaman zaman sert, hatta gereksiz ölçülerde eleştirildiği oldu. Hruşçov’un, sosyalizm tarihi söz konusu olduğunda pek seviyeli tanımlanamayacak olan “destalinizasyon” kampanyasından sonra, Stalin sorunu hep “sessiz sinema” biçemiyle gündeme geldi. Eleştiri ve övgüler daha çok satır aralarına atıldı. Sovyet toplumu kendisine çeyrek...

TEORİNİN İÇ DÜNYASI ÜZERİNE BİR DENEME

“Kadınlardan ve aşktan, daima coşkunlukla ve hayranlıkla söz ederdi. Ama bir defacık olsun aşık olmamıştı.”  Anton ÇEHOV “Teori”... Yunanca “inceleme”den geliyor. Türkiye’de eksik olan bu; kimi sosyalistler için... Doğru ya da yanlış. Ama nasıl bir teori? Elbette “teori” dendiğinde epistemoloji dünyasına girmek gerekiyor. Ancak benim buradaki niyetim oldukça basit: Kavramsal bir tartışmayla hiçbir ilgim yok. Bizzat sosyalist teorinin, sosyalizm mücadelesinin nasıl bir halkası olduğu üzerinde durmak istiyorum. Bu mücadelede teorinin sınırlarının da... Bir de, teorik çalışma ve eğitimin çoğu zaman...

GORBAÇOV VE SOL

1980’li yılların başı, azgelişmiş ülkelerde yükselen devrimci dalganın geri çekilmesiyle birlikte, dünya devrim sürecinin gözle görülür biçimde durağanlaşmasına tanık oldu. Belli bir canlılık düzeyini tutturan az sayıdaki ülke ve bölge söz konusu olduğundaysa görülen, buralardaki etkinliğin çok büyük oranda işçi sınıfının dışındaki marjinal kesimlerin denetimine geçmiş olduğudur.Yaşanan durgunluk kimi öznel ve nesnel etkenlerin saptanmasını gerektiriyor. Bu, sol içi bir değerlendirme olacaktır. Atılacak ilk adım solun bu günkü görüntüsünü çizmektir. Bu çabaya girildiğinde ilk göze çarpan olgu, bir bütün olarak dünya...

BİRDEN FAZLA EKİM Mİ VAR?

Önemli tarihsel dönemeçlere kişilikleriyle damga vurmuş olan insanların karşılaştıkları sorunların başında kendi “meşruluk”larını ortaya koyabilmek gelir. Hele hele tüm siyasi kaygılara karşın, belli bir teorik çerçeve ile hareket eden, insanlararası eşitsizliklere yol açan toplumsal koşulları ortadan kaldırma amacıyla mücadele verenler için söz konusu “meşruluk”, tarihin mantığına, önsel ideolojik tutumlara ve kendilerine karşı bir yüzleşmedir.1917 Ekim’inde öne çıkan ve belli bir dönemecin liderlik sorumluluğunu taşıyan insanlar için de benzer bir “yüzleşme” söz konusu oldu. Üstelik oldukça çarpıcı bir biçimde. Marksizmin, kendi...

NİÇİN GELENEK?

Gelenek Dizisi elinizdeki kitap ile 7. ürününü vermiş oluyor. Diziye katkıda bulunmaya çalışan biri olarak, kasım ayından bu yana çıkartmış olduğumuz 6 kitabın “dostça” muhasebesini yapmak istiyorum. Bu, kesinlikle bir özeleştiri veya eksiklikleri ortaya dökme türünden bir girişim olmayacak. Önemli olan, Gelenek’in varlık nedenini hangi boşlukları doldurmaya çalıştığını bir kez daha vurgulamak ve bu boşlukları doldurmada ne gibi araçların ön plana çıktığını açıkça belirtmek.Nasıl Bir Boşluk?Diplomatik ilişkilerdeki protokolü gözünüzde canlandırın. Canlı-cansız her tür nesne, önceden belirlenmiş dekorun birer parçasıdırlar. Çevirmenler,...

HANGİ İNSAN?

siyasal mücadeleyi hisseden seven ve yaşayanlara...Türkiye, hiç kuşkusuz değişme dinamiği olan bir ülke. Değişme dinamiği olan bir ülkenin aydınlarının “oturmuş” ülkelerinkine göre önemli ayrımları var. Aynı deyimi kullanacak olursak, az-çok durağanlaşmış toplumların aydınları da “oturmuş” oluyorlar. Türkiye’de “aydın” toplamının kimi bölümlerinin bu oturmuşluğa imrendikleri bir gerçek. Bunun nedeni de oldukça açık. Değişme dinamiği taşıyan toplumlarda “aydın”ın kendi başına bir kimlik sahibi olabilme şansı oldukça az. Aydın kimliğini mutlaka şu veya bu biçimde, kendisini değişme dinamiği içerisinde belli süreçlere angaje ederek...

Yazdığı Konular

Yazdığı Sayılar

Hoşgeldiniz!

Aşağıdaki hesabınıza giriş yapın

Kayıt Ol!

Kayıt olmak için aşağıdaki bilgileri eksiksiz doldurun.

*Kullanıcı Sözleşmesi'ni ve Gizlilik Politikası'nı okuduğumu, anladığımı ve kabul ettiğimi beyan ederim. Kullanıcı Sözleşmesi ve Gizlilik Politikası.

Şifrenizi geri alın

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi veya okuyucu adınızı giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Oluştur